11 Mar

BİR HARF ÇEKSEM KARŞIKİ DAĞLAR YIKILIR

Geçtiğimiz şubat ayında bir dil daha yok oldu. Andaman adalarında 65bin yıldır yaşadıkları bilinen Bo kabilesinin dili, bu kabilenin son üyesi Boa Sr’nin 85 yaşında ölümüyle artık hiç kullanılmayacak şekilde yok oldu. İngiliz bilim adamları belki de bu dilden birkaç kelimenin anlamını çözmüştü ama onların bu dili asla kullanmayacağını adımız gibi biliyoruz. Bir dili o dilin gerçek sahipleri mi kullanır sadece?

 

Tarihte çok garip örnekler de var. Güney Amerika’daki bir kabilenin son üyesi kendisiyle birlikte yok olacağını düşündüğü için kendi dilini bir papağana öğretiyor. Kabile keşfedildiğinde tüm üyeleri çoktan ölmüştür ancak kabilenin dilini kullanan papağan keşif gününe kadar sahibinin başında beklemiştir. Bu kabilenin dili papağan sayesinde çözülmüş ama kullananı olmadığı için yok olmuş durumda. İnsan bunları okuyunca kendi dili hakkında düşüncelere kapılıyor.

 

Türkçe sadece bir dil değil, konuşan birileri olduğu sürece t.c. kimlik numaramızdan daha önemli bir kimlik bilgisi bizler için. Fakat dilimiz son derece eprimiş durumda. Evet eprimiş. Kırgızistanlı, Azerbaycanlı Öztürkçe konuşan dostlarımızla konuşmakta zorlanıyoruz. Bazı kelimeleri çok kötü anlamlara çekmişiz, adeta bel altı espri cumhuriyeti dili oluşturmuşuz kendimizce.

 

 

Bazen bir harf değişimi bir anlamı büsbütün yok ediyor, şivelere göre değiştirilen harfler değil kastım bilinçli olarak anlam kaymasına uğratılarak müstehcenlik katılan sözcükleri ifade etmeye çalışıyorum burada.

 

Evet, kafamıza silah dayalıymış gibi konuşurken şu doğru kelime miydi yanlış kelime miydi diye düşünerek de konuşamayız, yazamayız ancak yine de bu bizim dikkat etme sorumluluğumuzu kaldırmaz. Maalesef tahribat çok tamirat yok…

11 Mar

Norveçli Taksiciler

Danimarka’da başlayan karikatür krizi Norveç’e de sıçradı geçtiğimiz günlerde. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) e yönelik hakaret içeren karikatür bir Norveç gazetesinde de yayınlandı. Bu durum maalesef dünya Müslümanlarının gündemine getirilmediği için yeterince protesto edilmedi. Sadece Norveç’teki Müslüman taksiciler gazeteyi taksileriyle kuşatarak trafiğin en yoğun olduğu saatlerde gazeteyi klakson sesiyle protesto ettiler.

 

Avrupa’da bunlar olurken ülkemizde de meclisteki kavga gündemdeydi. Maalesef kavgaya Peygamberlik de alet edildi. Kavgaya karışan partileri eleştirip ortamı daha da germekten ziyade sadece bir öneride bulunmak istiyorum. Norveç’teki Müslüman taksicileri TBMM’ye seçelim. En azından bizim milletimizin değerlerine daha saygılı olacakları kesin.

 

 

 

 

03 Mar

Anadolu’ya Sahip Çık

38-39-kopya-12

Ulaşım her geçen gün kolaylaşıyor, daha 1950li yıllarda dedelerimiz deve ile at arabası ile yolculuk yapıyordu. 1960’larda âdemoğlu aya çıktı. Şimdi ülkemizde uçaklar, metrolar, hızlı trenler cirit atıyor. Ulaşımın böylesine kolaylaştığı bir zamanda Anadolu’yu gezmeden durmak olmaz. Her seferinde cennet vatanımız demeyi biliriz ama tatillerde hep aynı yere gideriz para biraz çok gelirse yurt dışı. Elbette gidilmesi gereken yerler var yurtdışında da ama önce vatan!

 

Bahar geliyor! Bahar da durmayın çıkın apartmanlarınızdan. Şair Erdem Beyazıt ne güzel ifade ediyor Anadolu’da baharı.

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak Topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir Ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Erdem Beyazıt/sana bana vatanıma ülkemin insanlarına dair.

 

Anadolu’da at koşturmak kolay değil ama yolunuz üzerinde neler görmüyorsunuz ki camiler, kervansaraylar, hanlar, hamamlar, farklı farklı insanlar ve mezarlıklar.

En çok etkileyen de mezarlıklar oluyor insanı. Çünkü en son yolculuğunu düşünüveriyor bir anda. Birkaç selvinin arasında çoğunun ismi silinmiş taşlar. İşte bu dünya böyle, isimlerimiz silinip gidecek bir gün. Bize düşen bu ismi silinip gitmiş belki de bir fatihaya muhtaç olanları niyetimize alarak fatihalarını okumak. Yol boyunca gördüğün hamamlardan birinde yıkanır, restorana çevrilmiş hanlardan birinde yemeğini yer, camilerden birinde namazını kılar iğde, kekik, leylak, papatya kokulu yollarda düşen cemreleri sayarsın. Vatana sahip çıkmak onun etrafını çitle çevirerek olmaz, vatanın toprağını, taşını, havasını, suyunu, kokusunu her zerresine kadar hissederek başarabiliriz bunu

24 Şub

HOCALI KATLİAMI’NI UNUTMAYALIM!

Print

23 Şub

SEVGİ AYETLERİ

İslam öyle değil diyen bir film!
Habibullah El Shirazi’nin meşhur romanının filmi Sevgi Ayetleri. Yönetmenliğini Hanung Bramantyo’nun yaptığı bir Endonezya filmi..
22 Şubat 2010 Pazartesi 19:52
Ayat Ayat Cinta
(+)

İslam gerçeğini göstermek gibi bir kaygıyla yapıldı

Sevgi Ayetleri 11 Eylül sonrasındaki süreçte İslam’a ve Müslümanlara yönelik haksız iddialara İslam’ın gerçek yüzünü anlatma iddiasıyla karşılık vermek isteyen bir film.

Fakir bir ailenin çocuğu olan Endonezyalı bir gencin(Fahri) kazandığı bursla geldiği Mısır’ın El Ezher üniversitesinde başarılarıyla çevresindeki bayanların ilgisini çekmesi ve onların paylaşamadığı biri haline gelmesi anlatılıyor filmde.

Mısırda yaşayan Müslüman ve Hıristiyan ailelerin kızlarının yanında Amerikalı ve Almanyalı kadınların ilgisi de Fahri’nin üzerinde.Fahri ise bu durumu sadece Telakki derslerinin hocası ve bir anlamda şeyhi olan kişiyle paylaşmaktadır.

Fahri’nin ağzından olayların cereyan edişine göre İslam’da flörtün uygun olmadığı, yabancılara karşı ülkelerine iyi amaçlar için geldikleri takdirde hiçbir zarar verilmemesi gerektiği, mazlumlara ne şart altında olursa olsun yardım edilmesi gerektiği vurgulanıyor filmin muhtelif sahnelerinde. 
 

Güncel bir Yusuf Masalı

Almanya vatandaşı olan Müslüman zengin bir ailenin kızıyla, kendi isteğiyle evlenen Fahri’nin, kendisine ilgi duyan diğer bayanların kıskançlıklarına yenik düşerek bir anda tecavüz iftirasıyla Fahri’yi hapse düşürmeleri ve Fahri’nin Mısır hapishanesinde geçirdiği zamanın Hz. Yusuf kıssasına benzetilmiş olması oldukça başarılı. 

Ayat Ayat Cinta

Fahri’nin idam cezası  ile yargılanırken hapishanedeki geçen günleri ve elde ettiği her şeyi bir anda kaybetmiş olması onun birçok şeyi yeniden daha derinlikli düşünmesini sağlar. An gelir namaz kılacaktır ama namaza nasıl başlayacağını bilemez çünkü unutmuştur. 

İslam’ın kadına verdiği değer 

Filmde İslam’ın kadına bakış açısı birkaç yönüyle vurgulanıyor. İslam’da kadının alçaltılmadığı ona cennetin ayakları altına serileceğinin müjdelendiği belirtiliyor. 

Aile içi şiddete İslam’da kolay kolay izin verilmediği sadece çok aşırı itaatsizlik durumlarında olabileceği anlatıldığı gibi bu yolu sürekli gereksiz yere kullananların da kendilerinin İslam’la alakasının olmadığı filmde izleyiciye fark ettirilmekte. 

Çok eşli evlilikler mevzuu filmde mecburiyet hali olduğunda ve eş olacak kişinin İslam’la müşerref olma ihtimali göz önünde bulundurularak gerçekleştiriliyor ancak birkaç replikte de geçtiği üzere “Eşler arası adaleti sağlamak imkânsızdır ancak siz adil olmaya çalışırsanız Allah size yardım eder” deniliyor.  

Ayat Ayat Cinta Ayat Ayat Cinta Ayat Ayat Cinta Ayat Ayat Cinta

Resimleri büyütmek için üzerini tıklayın

Kibrin tükettiği kimlikler

Kibir filmde bir anlamda gurur olarak da değerlendirilmiş. Eşinin zengin olup kendisinin fakir olmasını kabul edemeyiş, birçok ilgi duyan bayanı reddedip tek bir bayanı seçmek zorunda kalmayı beğenmemek, yaşantısındaki tüm detayları eşiyle paylaşmamak gibi tutumlar kibir olarak değerlendiriliyor filmde. 

Filmin oyuncuyla birlikte anlatmak istediği durumlardan birisi de nereden mezun olursanız olun ne kadar bilgili olursanız olun davranışlarınızı bilginizle birlikte yönetemezseniz aciz bir durumdasınız düşüncesi. 

Müslümanların Titanik’i 

Sevgi ayetleri filmi çeşitli internet sitelerinde titanik filmiyle karşılaştırılmış. Muhtemelen bu karşılaştırma aşk ve sevgi konularını işleyişinden ötürü. Ancak filmde aşk ve sevgi konusu sadece bir araç. Filmin amacı farklı ve bunu da başarıyor. 

Filmi izleyen insan gayrimüslim ise onun Müslümanlara bakış açısını kitleselden bireysele kaydırmayı hedefliyor. Yani birkaç kişinin yaptığı hatalarla bütün bir din ve o dinin mensupları asla eleştirilmemelidir deniliyor. 

Filmi izleyen bir Müslüman ise onu da birçok yönden eğitiyor. Güncel hayatımızı etkilemesi gereken ayetleri, hadisleri yorumlarıyla birlikte hatırlatarak taklidilikten ziyade düşünerek hareket etmeyi, işin derinine nüfuz etmeyi öğütlüyor. 

Not: Sevgi Ayetleri filmi youtube vesaire video paylaşım sitelerinde de yer aldığı için bulup izlemek oldukça kolay. Filmin orijinal ismi “Ayat Ayat Cinta” 

 

21 Şub

BİLGE MİMARIN ANISINA

Büyük usta; Cansever anılıyor
2009 yılının 22 Şubatında vefat eden bilge Mimar Turgut Cansever vefatının sene-i devrinde çeşitli programlarla anılıyor..

Büyük usta saygıyla anılıyor, etkinlikler düzenleniyor

Turgut CanseverBilge Mimar Turgut Cansever vefatının 1. yılında, 22 Şubat Pazartesi günü Topkapı Şehitliği Sakızağacı Mezarlığı’nda saat 14’te kabri başında anılacak.

Ayrıca ayını gün 15:30’da kendisinin kurduğu “Ev ve Şehir Vakfı”nda anılacak. Katılmak isteyenler için adres: Süleyman Seba Cd. Altınbaşak Apt. No:54K:5 D:13 Beşiktaş / İstanbul

Yine aynı gün Saat:19:30′da Mimar ve Mühendisler Grubu’nun “Turgut Cansever Okumaları” kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Alpay Aşkun Konferans Salonu’nda Mustafa Armağan’ın “Turgut Cansever’in Düşüncesi” konulu konferansı düzenlenecek.

Osmanlı Şehri, Turgut CanseverTurgut Cansever’in yeni kitapları geliyor

Timaş Yayınları vefat yıldönümünde Turgut Cansever’in “Osmanlı Şehiri” Kitabını yayınladı.

Dünya genelinde Ağahan ödülünü 3 kez kazanan tek mimar olan Bilge Mimar Turgut Cansever’in daha önce yayınlanmamış yazıları Osmanlı Şehri kitabıyla bir araya getirildi. Ülkemizin düşünce dünyasının önemli aktörlerinden olan Turgut Cansever, insanın dünya üzerindeki vazifesine dikkat çekti ve insanın dünyayı güzelleştirme görevini sık sık vurguladı.

Cansever; “Osmanlı Şehri” kitabıyla insanın temel vazifesini ve bunu gerçekleştirmekteki Osmanlı tecrübesini ve örneğini anlatıyor.

Bir güzel yayın haberi de Bilim ve Sanat Vakfı’ndan: Turgut Cansever’in bütün akademik yazıları çok yakında basılıp yayınlanacak.

 

20 Şub

Ne var Ne yok

Hamit CanHamit Can’a vefa

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER), geçen hafta vefat eden Hamit Can için bir anma programı düzenliyor. Panel ve sergiden oluşan program, 20 Şubat Cumartesi günü Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nde gerçekleşecek.

Bu arada Hamit Can’ın bütün yazıları ve hakkında yazılanlar ile kendisiyle yapılan röportajlar Sanatalemi.net sitesinde “Sizi Unutmadık” bölümünde yer alacak.

Program ile ilgili detaylar için  (212) 5112323- 24 numaralı telefondan ve www.sanatalemi.net internet sitesi bilgi edinebiliyor.


İsmail KaraProf. Dr. İsmail Kara ve Ferhat Kentel  19 Şubatta TVNET’te

Mustafa Özkaya’nın sunduğu “Türkiye”, düşünce ve kültür dünyasının öncü isimlerini ağırlamaya devam ediyor.

“Türkiye’de İslamcılık Düşüncesi, Amel Defteri, Biraz Yakın Tarih Biraz Uzak Hurafe, Şeyhefendi’nin Rüyasındaki Türkiye, Bir Felsefe Dili Kurmak, Cumhuriyet Türkiyesi’nde Bir Mesele Olarak İslam” gibi önemli kitapların yazarı prof. Dr. İsmail Kara,“Türkiye’nin en hayati meselesi neden İslam’dır?” üst başlığıyla gerçekleşen programın ikinci bölümünde izleyicilerle buluşuyor. 19 Şubat Cuma 20:40’da TVNET’te.Ferhat Kentel

İsmail Halis’in sunduğu, Yusuf Kaplan’ın yorumlarıyla katıldığı programda bu hafta, “Türkiye’nin gerçek sorunları gündeme geldiğinde, neden bazı güçler devreye giriyor?” sorusuna cevap aranıyor. Bilgi Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Ferhat Kentel’in katılacağı programda, “Yargının siyaset ve eğitime müdahaleleri ne anlama geliyor?

Hukuk neden siyasallaştırılıyor? Seçkinler diktası, Türk toplumunun önceliklerini nereye kadar görmezden gelebilecek?” soruları üzerine değerlendirmeler yapılacak. Düşüne Taşına, 19 Şubat Cuma 23:30’da TVNET’te.

 

 

 

Man With The Movie Camera, Dziga VertovTYB’de film okumaları

Türkiye Yazarlar Birliği, ‘Film Okumaları’ etkinliğine  yeni bir tema ile devam ediyor. “İki Devrim Sineması, İki Devrin Sineması” başlığında İran ve Rus sineması okumaya açılıyor.

İran Sinemasını okumaya ve anlamaya, Rus Sineması ile başlanıyor.

Ümmügülsüm Sarıoğlu’nun direktörlüğünde yapılacak gösterimlerde film dili kurma çabasının kökleri “Devrim”lerde aranacak.

Devrim, Cumartesi Saat 18:00 ’da Rus Devrim Sineması’ndan Dziga Vertov’un “Kameralı Adam” filmi ile başlıyor.

Film Gösterimleri ve okumaları her Cumartesi saat 18:00’da Türkiye Yazarlar Birliği’nde! Yazarlar Birliği, Kızlarağası Medresesi, Divanyolu, Hoca Rüstem Sokak No:6 Sultanahmet’te!

Douglas Kellner’in Medya Gösterisi Açılım Kitap’tan çıktıMedya Gösterisi, Doglas Kellner 

 

 

 

Modern hayatın oluşumunda medyanın ne tür etkileri olmaktadır? Medya gösterisi, insanları bütün yönleriyle kuşatan bir hegemonya vasıtası mıdır? Global baskın kültürün taşıyıcısı olan medya gösterilerine tepkiler nelerdir?

Medya gösterisi, aslında baskın rol modeller, moda, görüntü ve kişilik sembolleri sunan bir şöhret kültürüdür. Gösteri dünyasında, şöhret, eğlenceden politikaya, spordan ticarete kadar bütün önemli sosyal alanları kuşatmıştır. Medya gösterisi, çağımızın belli başlı umutları ile korkularını, hayalleri ile saplantılarını ve hayata dair deneyimlerini açık bir şekilde dile getirmektedir. Ayrıca medya gösterileri; cinsiyet, ırk ve sınıf ile ilgili karmaşık sorunları şifreleyerek, temsil siyasetini sahnelemektedir.

 

 

 

20 Şub

KARPUZ KABUĞU AŞTI

liveim1

 

 

 

 

 

 

Yönetmen Ahmet Uluçay, 30 Kasım günü Hakkın rahmetine kavuştu. Ülkemizin ender rastlanan insanlarından birisiydi ve bir dehaydı. Fakirliğin ve yokluğun içinde sanat icra etmeye kalkışmak her baba yiğidin harcı değil hele hele sinema gibi en modern sanatı icra etmek imkânsıza yakın duruyor. Ama Ahmet Uluçay Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinin Tepecik köyünde bunu başarmış birisi.

 

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filmi onun şaheseri diyebiliriz. Masumiyetin, saflığın, dürüstlüğün, umudun en sade halini taşır ve içinde metafizik imgeleriyle bilinçaltınıza mesajlarını da gönderir. Yeri gelir bir meczup olursunuz, yeri gelir bir küçük serseri; ama kaybetmediğiniz bir şey varsa o da umudunuzdur. Çocukluğunuzda biriktirdiğiniz belki de ömrünüzün sonuna kadar saklamanız gereken umut. Havf ve recadaki reca işte.

 

Ahmet Abi’ye umudunu kaybettirebilecek tonla şey vardı ama o hiç kaybetmedi. Düşünün bir kere, siz köyde çektiğiniz filmlerle Montpelier Akdeniz filmleri festivali, San Sebastian film festivali ödülleri alıyorsunuz ama hemşerileriniz size deli gözüyle bakıyor. Ve siz bir gün oskarı alma umuduyla yaşıyorsunuz, her şeye direniyorsunuz. Ahmet Abi’nin hayatı asla ödüllerden ibaret değil. Çapa Tıpta yaşadığı günleri çok az kişi bilir. Herkes onu gülerken bilir, çoğu zaman gülerdi de.

 

Dervişane yaşam ve konuşma tarzıyla sizi yüzde yüz etkilerdi. Televizyon dizilerinden ezberlediğimiz, Mevlana’dan Yunus Emre’den bir iki laf sıkıştırılarak halkın büyük kesimini etkisi altına almanın yönteminin alasını bilen ve konuşurken karşınızda öyle sofiyane bir büyük var zannettiğiniz kişi, asla filmlerinde bu yöntemi kullanmamıştır. Çünkü Ahmet Abi’ye göre sinema her şeyi anlatabilir, eğer insanlar bir oyuncunun ağzından çıkan iki kelime ile kendilerine ders çıkaracaklarsa hiç çıkarmasınlar daha iyi, üstad onun bir kalıcılığı olmayacağının bilincindedir her zaman. Sinema her şeyden önce görsel bir sanattır. Gözlerinizle kulaklarınızla kazırsınız her şeyi belleğinize.

 

Ahmet Abi’nin o sade duruşunu herkes belleğine kazımalı. Bir daha öyle bir duruş göremeyebilirsiniz. Ve şu sözünü lütfen bir yerlere not edin “Karpuz Kabuğundan gemi değil Titanik bile yaparsınız para değil yürek meselesi”

 

Birkaç yıl içinde o kadar önemli insanları kaybettik ki bazen soruyorum yenilerini çıkarabilecek miyiz diye? Bir Sabahattin Zaim, bir Turgut Cansever, bir Erdem Bayazıt, bir Ahmet Uluçay olabilecek miyiz ey dostlarım? Olabilmek ya da olmamak işte bütün mesele bu…

02 Ağu

Yusuf İslam Cat Stevens Yeni Albüm Roadsinger

22 Tem

Facebooktan da İyi Haber Var

6216
Zarifoğlu Şiirinin Fotoğrafı Çekilebilir mi?

Facebook’ta birkaç aydır dikkat çeken gruplardan Fotoğraf ve Şiir grubu bir yarışma düzenliyor. Daha önce benzer yarışmalara da imza atmış grubun bu seferki sloganı “Kederlendiren yahut mutluluk veren küçük basit şeyler nelerdir hiç düşündünüz mü?”

Bu sloganın üretildiği yer ise Cahit Zarifoğlu’nun şu dizeleri.

“Evet hatırladım

Küçük basit şeyler

Yetiyor kederlenmeye

Ya mutluluğa?”

Yarışmacılar bu dizelerin fotoğrafını çekmeye çalışacaklar.

Peki ya kurallar?

Kurallar

1. Herkes kendi çektiği fotoğrafı gönderecektir.

2. Sadece bir fotoğraf ile katılabilirsiniz.

3. Fotoğraf gönderme süreniz iki haftadır.

4. Fotoğraflar gruba eklenmeyip fotograf.siir@gmail.com adresine yollanmalıdır.

5. Admin kardeşimiz yolladığınız fotoları isimsiz olarak gruba ekleyecek ve oylama yapılırken kim kimin fotosu bilmeyecektir.

Ödül

Gelelim ödül meselesine…

Efendim zaten size çok güzel bir grup armağan ederek en büyük ödülü verdik. Ama tabi bununla yetinmiyoruz. Birinci olan arkadaşımıza Cafcaf Mizah Dergisi aboneliği ve üç güzel kitap hediye ediyoruz.

Başarılar…

Sami Yaylalı (www.samiyaylali.com) sanal aktivite yapıyor…