Tem 03 2008

Şivlilik-Regaip Kandili-Fener Alayı

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi, Önemli

Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi regaip kandili olarak kutlanır. KONYA da ise çarşamba günü akşamdan bu kutlama başlar. Çarşamba günü akşam sokakta uygun bir mekanda mahallenin delikanlıları ve çocuklar toplanır kamyon lastiklerini ateşe verirler ve bu ateşin üzerinden sırayla atlarlar. Bu sırada da küçük çocuklar ellerindeki kağıt fenerler ile bu atlayanlara tempo tutar karanlıkta fenerin içindeki mum ışığını kullanarak . itfaiye ya da mahallenin büyüklerinden birinin gelip bu ateşi söndürmesinden sonra bütün çocuklar mahalle ışıkları altında top oynamaya başlarlar mahallenin genç kadınları ve kızları ise müsait bir evin bahçesinde ip atlarlar.

Perşembe günü sabahı ise bayanlar pişi böreği yaparlar  bütün mahalle ahalisine ve yoldan geçenlere dağıtırlar. Çocuklar ise ev ev dolaşıp “ŞİVLİLİK” diye bağıra bağıra şeker çikolata gofret üzüm leblebi ve benzeri hediyeleri toplarlar.Bu adet ilk ne zaman çıktı bilmiyorum ancak Konyada yüzyıllardır var olduğu söylenir.

HErkesin kandili mubarek olsun…

2 responses so far

Haz 30 2008

Yahya Kemal Günleri

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi, Önemli

 

2 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında her çarşamba günü saat 17:30da Türkiye yazarlar birliği Konya şubesinde Yahya Kemal günleri gerçekleştirilecektir.

No responses yet

Haz 30 2008

İslam Tarihi cild 1-2(M. Asım Köksal)

Published by admin under kitap, Önemli

 

 

1-     Peygamberimiz(s.a.v.) 20. dereceden dedesi Adnan Hz İsa ile aynı dönemde yaşamıştır. Adnan okuma yazma bilir ve döneminin kavminin en bilginlerindendi. İşte bana enteresan gelen nokta burası Allah(c.c.), 20. göbekten dedesi bile âlim olan bir şahsı vahyi karşısında insanlar “Kendi uydurmuştur” diyemesinler diye ümmi olarak koruyor.

2-     Peygamberimizin(s.a.v.) isminin diğer dillerdeki çevirisi şunlardır: Rumca=Baraklitus İbranice=Faraklit Süryanice=Munhamenna

3-     Peygamberimizin(s.a.v.)  peygamber olacağını neredeyse birkaç kitap karıştırmış herkes söylemesine rağmen peygamberliğini ilan ettikten sonra neredeyse tüm insanlar karşı çıkmışlardır.

4-     Cebrail(Namusulekber) o dönemde ismi kullanılmıyordu. Bu yüzden Peygamberimizin(s.a.v.)  başına gelenleri Hz Hatice Varaka bin Nevfel’e anlattığında çok şaşırmıştı. Çünkü bu ismi sadece İncil’de okumuştu. Başka yerde ne duymuş ne okumuştu. Fakat bu konuda yine de Hz Hatice’ye peygamberimizi(s.a.v.)  sınattırdı. Bu olay da şöyledir: Hz Hatice ve peygamberimiz(s.a.v.)  hiraya birlikte giderler. Hz Hatice Cebrail görününce kendisine haber etmesini ister Peygamberimizden(s.a.v.). Ve Peygamberimiz(s.a.v.)  haber edince önce sol dizine oturmasını ister Peygamberimizin(s.a.v.). Oturduktan sonra sağ dizine geçmesini ister daha sonra kucağına oturmasını ister bu yapılanların hepsinde Cebrail isimli melek hala görünmektedir. En sonunda hz Hatice başına sardığı örtüyü açar ve tekrar sorar Peygamberimize(s.a.v.)  Cebrail hala var mı diye “ Sen başörtünü çıkarınca kayboldu”der. Hz Hatice de bunun Cebrail olduğuna kanaat getirir. Çünkü Varaka bin Nevfel meleklerin insanlar arasındaki namusa da dikkat edeceğini söyler. Şüphesiz benim buradan çıkardığım şey şudur: “Başörtüsünün namusla ilişiği İslam’ın vahyolunduğu ilk günden beri var oluşudur.

5-     Zeyd bin Amr, Peygamberimizin(s.a.v.)  tabiriyle “Hz İsa ile peygamberimiz(s.a.v.) arasındaki tek kişilik ümmettir. Çünkü Zeyd bin Amr hak olan dini aramaya çıkmış ve onun vasıfları tam olarak İslam’a denk düşmektedir. Ancak Hristiyan ve Yahudiler ile karşılaştıktan sonra bunların hatalı yanlarını keşfetmiş ve kendi memleketinden bir peygamber geleceğini öğrenmesinin ardından memleketine dönerken bir topluluk tarafından öldürülmüştür.

.

No responses yet

Haz 26 2008

Yedeklerimizle Kök Söktürdük Almanlar’a

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

 

Her şeyde bir hayır vardır esasından hareketle şunu anladık.

1-Biz kupayı alsaydık bize Avrupada hedef kalmayacaktı(Bunu Uefa kupasını alan Galatasaray’ın daha sonra hiçbir istikrar yakalayamamasından dolayı yazıyorum)Eğer hedefe aşama aşama gidilirse daha istikrarlı oluruz

2-Görüldü ki milletce ve ümmetce  bizleri bir araya getirebilecek şeyler hala var

3-Yeni nesiller yakalanması için daha çok çalışmalıyız kaliteli futbolcularımız jübilelerinden sonra basit olanı tercih edip spor yazarı spor yorumcusu spor ıvırı spor zıvırı olmak yerine teknik direktörlüğe yetenek avcılığına soyunmalılar

4-Futbol, müzik gibi alanlarda yakanılan başarıların özellikle bilim ve sanat alanında da yakalanması için gayret gösterilmeli

5-Bugün biz gol atınca sevinen Afrikalısından Japonuna kadar tüm ülkelerin bunu niçin yaptığını doğru okumalıyız.

Kirac_-_Haydi_haydi.mp3 -

2 responses so far

Haz 26 2008

Azîz hocamız Prof.Dr. Ahmed Yüksel Özemre vefat etti

Published by admin under Önemli

 

Azîz hocamız Prof.Dr. Ahmed Yüksel Özemre, 25 Haziran 2008 Çarşamba günü sabahı Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Cenâzesi 26 Haziran 2008 Perşembe günü ikindi namazına müteakip Üsküdar Yeni Camiî (Gülnûş Vâlide Sultân Camiî)’nde kılınacak namazdan sonra, Karaca Ahmet Sultân kabristanındaki aile kabrine defnedilecektir.

Cenâb-ı Hakk’tan, azîz hocamıza rahmet, başta muhterem ailesi olmak üzere yakınlarına ve sevenlerine sabırlar ihsân eylemesini niyâz ederiz.

http://www.ozemre.com

No responses yet

Haz 24 2008

Ren’in kıyısında okudum ağladım

Published by admin under Önemli

Harika iki yazı linki bunlar mutlaka okunmalı…

Hakan Albayrak
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=11563&y=HakanAlbayrak

Haşmet Babaoğlu
http://w10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&wid=9

Evet, yıllar önce dünya kupasında İran Amerika’yı yendiğinde ne kadar çok sevinmiştim bir türk olarak. Çünkü İran benim kardeşimdi, tıpkı bosna, filistin, çeçenistan,türkistan ve diğer müslüman ülkeler gibi…Ve bir şiir

FİLİSTİNLİ YUSUF

UEFA MAÇLARINI

İZLİYOR

bir kafa vuruşu nihat�tan

top kaderin elinden

sahra dikeni tohumu gibi

salına salına

semih�in önüne iniyor

semih sağ ayağıyla topa basarken

rüyalardaki ağır çekimde

dönüp yusuf�a bakıyor

kampın öteki ucundan

kasidelerdeki

o hafif rüzgâr

ümmü gülsüm�le esip geçiyor

dolunayın ışıltısı mı

senin yüzünü hatırlattı bana

yoksa senin yüzünün hatırası mı

her zamankinden daha

ışıltılı gösterdi

dolunayı da

dolunayın altındaki

dünyayı da bana

yüreğimiz ağzımızda

yüreğimiz top gibi uzağımızda

yüreğimiz viyanaların orda

bilmem hangi statta

ve yüreğimizle yanak yanağa

dolunay parlaklığında

semih�in yüzü

semih topu sürüyor

topu sürüyor

topu sürüyor

kaleye kırk adım kala

bir aslanınki gibi

alev alıyor adaleleri

ama yüzü su olup akıyor

su olup akıyor su olup akıyor

ve suyun üstünde

milyonlarca top

milyonlarca top

ağları havalandıran

hepsi yusufun golleri

hepsi yusufun golleri

hepsi yusufun golleri

bugün yusufu

kuyudan çıkardı kervancılar

bu akşam yusufun babası

şükür yine sağ döndü kampa

bu akşam yusufun babası

gülerek girdi

çadırın kapısından içeri

kucağında bir kavun

iki somunla

 Cahit Koytak / 22 Haziran 2008

�YOKSULLAR İÇİN TEZLER� Kitabı

One response so far

Haz 21 2008

CİRCUS-CHARLİE CHAPLİN

Published by admin under sinema

Şarlo’nun modern zamanlar filminden sonra en beğendiğim filmi oldu bu film. Hem senaryonun sağlamlığı hem Şarlo karakterinin oturmuşluğu filmi daha zevkli kılıyor.

No responses yet

Haz 21 2008

Gökhan Özcan - Hiçbişey

Published by admin under kitap

Kitap üç kısımdan oluşuyor. Bikanaat, akordsuz zamanlar,sensizliğe ismindeki kısmlardan bence en etkilisi bikanaat. Bikanaat kısmındaki öyküler şahane ve çok zekice ama diğer kısmlardakiler için aynı şeyleri söyleyemem. Edebiyat Ortamı dergisinde de öykü yayımlayan Gökhan Özcan kaliteli bir öykücü.

No responses yet

Haz 18 2008

CARLOS LATUFF’TAN HER ŞEYİ ANLATAN İKİ KARİKATÜR

Published by admin under Dostlar

september_11.jpgcarloslattuf.jpg

CARLOS LATUFF Brezilya’da ciddi ciddi iş yapan bir karikatürist. Ve bu iki karikatürü her şeyi çok güzel anlatıyor.

One response so far

Haz 18 2008

Konya hala Vadi’yi yaşıyor:)

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

Dün bir arkadaş anlatıyor. Düğüne gitmişler. Kurtlar vadisi pusunun önceki bölümlerinde bilgisayar uzmanı rolüyle yer alan ve dizideki ismi Tamer olan vatandaş Konya’da yaşıyormuş ve o da bu düğüne gelmiş. İşin enteresan tarafı düğünde onu görenler hemen “Niye sattın lan Polat’ı” diye sıkıştırıyorlarmış. Daha önce dizide Süleyman Çakır karakteri öldüğünde gazeteye ilan veren Konya’lıların fanatikliği devam ediyor anlaşılan.

Hep anlatılır sinemacıların senaristlere “Ne olur Yılmaz Güney dayak yemesin” diye yalvardığı. Çünkü o dayak yerse sinemadaki herkes koltukları sandalyeleri sahneye fırlatmaya başlarmış.

Bugün haberlerde Polat Alemdar’ın dizide kız kardeşi rolünde oynayan vatandaşın bir sözüne yer vermişler. Şöyle diyor “Polat’ın bacısı diye benden otopark ücreti almıyorlar”

Gülelim mi ağlayalım mı?

2 responses so far

Next »