Oca
31
2008
Bahar, çocuğun en güneşli çağında
İçine düşen sevginin çiçeklenişi gibi
Yağmurun katrelerce toprakta belirişi gibi
Yüreğini delerek semaya erdi.
Cemre düşmüşte suya
Su yanmış
Ateş suya sevdalanmış
Ama ne çare
Müştereklik deva olmaz
Böyle derde.
Yollara düşmüş evliya
Dua etmiş yağmura
Çoraklaşmış kendide
Susuz kalmak da varmış kaderde
Takkesi düşmüş başından
İçi dolmuş
Dökülen gözyaşından
Dağlar inlemiş
Sızlayışından
İlk şebnem düşmüş
Toprak ümidi görmüş
Şebnem büyümüş
Bulutlar ağlamış
Evliya sevdasından dağlamış
Sessizce atan yüreciğini
Âşık maşukunun işaretini görmüş
Ağlamış ağlamış ağlamış….
Oca
31
2008
Mükemmel cümleler kurdum
Kötülerini saymazsan
Sana hep âşıktım
Eğer aşka inanmazsan
Orta Anadolu da bir yerlerde
Közlerine terkedilmiş acı duygular
İçimde kımıldayan derde
Tuz biber eker
Kâğıt uçaklara kuyruk takarak
Teknolojiyle dalga geçen
Atlas okyanusunu yutarak
Ecelini boğulmaya iten
Yurdun evladı olmaksa suçum
İdamımdan da yoktur korkum
Oca
31
2008
Yorulunca başını yasladığın taş
Çölün bekçisi kaktüs
Her şey senden daha çağdaş
Hepsi birer vakanivüs
Oca
31
2008
Gerçek sözlerimi rüzgara söylerim
Gece gelince humakuşu
Ben söylerim o öter
O ağlar ben gülerim
Ziftlenmiş yollar kanar
Karaları kızıla boyar
Türlü güller biter
Şebnemini bahara döker
Oca
31
2008
WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!