Şub
08
2008
Babamın aldığı ilk oyuncak olan tabancanın büyük yeri vardı hayatımda. daha küçüktüm bilmiyordum bir tabancanın kaç çocuk öldürebileceğini. ölümün ne olduğunu da bilmeyecektim neredeyse Kars’ta öldürülen bir adama ninemin Konya ‘da bir hafta yas tuttuğunu görmesem. Tabancam vardı işte sadece benim gibi tabancası olanlardan korkuyordum. Bu yüzden polislerden hem korkar hem de onlara düşmanlık beslerdim. Ama babam anlatırdı hep İzmir’ deki karşı komşumuz bir polismiş çok iyi insanmış beni severmiş hatta bana çikolata alırmış. Babam çikolata kelimesini ağzına alınca hemen iştahım kabarırdı polisleri sevesim gelirdi. Sevdim de çok geçmeden çünkü öğrenmiştim artık bizi polislerin koruduğunu. Ama yine de unutmadım onların hala bir silahı olduğunu. Tabancamla uyurdum çoğu zaman. Rüyalarımda tabancam ve ben olurduk her zaman. Çocukluk sayıklamalarımın neden garip sesler olduğunu bu rüyalarımı anlatınca anlardı annem. Annem bana besmele çekip uyursan korkunç rüya görmezsin derdi. Evet çektikçe besmeleyi rüyalarım azaldı artık ne don kişot’ tum yel değirmenlerine kurşun yağdıran ne de küçük prens, diktiği gülleri su tabancasıyla sulayan. Annemin okuduğu masallardı bunlar biraz da benim hayret edebilme yeteneğimin ortaya koyduğu kahramanlık hikayeleri. Babama sorardım bana neden tabanca aldın diye hep derdi ben yokken anneni koruyasın diye. Göğsüm kabarırdı bende polisim derdim. Evde televizyonu olan çocukluk arkadaşlarımın dediği gibi gölgelerin gücü adına der ve silahımı havaya kaldırıp duvardaki gölgelere “dıkşın” “dıkşın” diye bağırırdım.annemi korurdum işte böyle. Ah o silahımı şimdiki çocukların ellerine tüm yaşamışlığımla verebilseydim ve benim kaldığım yerden ilerlediklerini görebilseydim silahın besmeleyle temizlendiğini fısıldasaydım kulaklarına …
Tags: , bir tanrım var bir de silahım, öykümsü, smai yaylalı
Yorum Yaz