Şub 08 2008
Archive for Şubat, 2008
Şub 08 2008
MUTASYON
Şub 08 2008
ARMAGEDDON
SAVRULUNCA GÖKLER
Şub 08 2008
İSMİ AZAM
| İSLAMIN ORDUSU SIÇRARKEN |
Şub 08 2008
AGAH
KANADI KIRIK AYRI DİYARLARIN DETONE OLMAMIŞ TÜRKÜSÜ,SESSİZLİĞE SET ÇEKMİŞ KENDİ YURDUNDA MİLYONLARCA TÜRKÜ ZAPTEYLEMİŞ,UCU YANMIŞ BÖYLE BAYKUŞ GÖRMEMİŞ GENCLİĞİ VE YAŞANMAMIŞ TOPRAK ŞENLİĞİ….
Şub 08 2008
AYDINLANMA KÜTÜPHANESİ
proje hocamız anlatmıştı bir öğrencisine yıllar önce verdiği bir ödevi fransada aydınlanma döneminde bir kütüphane inşa etmekmiş.ödevi hazırlayan şahsın hazırlayıp geldiği fikir mükemmeldir.
Şub 08 2008
KIRIK MEVSİM
kırk gün kırk gece hüzün sohbetlerinden
Şub 07 2008
SOYUTLUK MU KADERE BIRAKILMIŞ GELECEK Mİ?
Bu yaz aylarında Cennetin Çocukları isimli bir İran filmini izlemiştim filmin ilginç yönü film sanki bitmiyordu hep bir şeyler eksik kalmıştı. 2 ay önce de Baran isimli yine bir İran filmini izledim bu filmin tek farkı Oscar akademi ödülüne aday gösterilen ilk ve tek İran filmi oluşuydu yani bu filmin de sonu yoktu kopuktu. Bu filmlerin ikincisi de çekilmediğine göre böylesine muazzam bir başarıya rağmen sonlarının neden olmadığını anlamıyordum. Daha sonra Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak isimli Türk filminin de tam bir sonu olmadığını gördüm. Merakım iyice artmıştı.
Şub 07 2008
SESSİZ AMA SENSİZ DEĞİL
Sessizliğe açılan ama sensiz kalamayan bir gemi düşün.sustukça batmıyorum konuştukça batanlar gibi değilim ben.her sevenle aynı acıları bende çekiyorum aynı açılardan ben de bakıyorum farklı olan sadece ve sadece kelimelerim.ben seni hiç bir cümlenin içinde kullanamıyorum.hani ben gemiyim ya iskele sancak alabanda foga yok abi hepsi hikaye…bir türlü bulamıyorum rotayı batmıyorum ama harekette etmiyorum. neyse yalvar kul Allaha yalvar TEK ÇIKAR YOL BU…
Şub 07 2008
KAHVE MOLLASI
Fincanın dibindeki telveyi süzüyordu sakallı çekik gözlü adam.Karşısındaki ise onun mimiklerinden bir anlam çıkarmaya çalışıyordu.Çekik gözlü adamın gözleri aniden faltaşı gibi açıldı.Gördüğü her neyse onu dehşete sürüklemişti.Usulca üzerine yığıldığı koltuk kılıklı sandalyeden kalktı kısık ama keskin bir ses tonuyla o uğursuz lafı ediverdi.”öleceksin”deyişi çadırda yankılandı bu imkansızdı çünkü çadır sesi yankılatmazdı.Bu sözü karşıdakini ne kadar etkilediğini görmek için ayinsel bir zevklekarşısındaki adma baktı.Adam çoktan ölümün habercisiyle helalleşmiş ruhunu teslim etmişti.adam düpedüz beton kesilmiş ve ses bu yüzden amfi heyecanı vermişti çadıra.çekik gözlü hoca ilmini kimseye aktaramıyordu çünkü her öğrencisi son derste ölüveriyordu;fakat kendisi böyle olmamıştı.Hocası keyfi-i Mehmet Efendi den son dersi alacağında hocası ona öleceksin demiş oda duraksamadan sen de öleceksin demişti.bunu duyan keyfi-i Mehmet Efendi ölüvermişti çünkü keyfe keder verilmişti…