Archive for Mart, 2008

Mar 01 2008

GENÇ FACEBOOKÇULAR RAHATSIZ

Published by admin under Matbu yazılar

 All in all it’s just another brick in the wall
All in all you’re just another brick in the wall (Pink Floyd)
  

Bana “Zemin zaman fark etmez her yer de her zaman kimliğinden ödün vermeyeceğin bir saçak altı bulabilirsin kendine. “ diyen amcanın ölümünün üzerinden asırlar geçse de bu sözleri kulağıma küpedir. Bu sözler Harvard üniversitesinde okumakta olan sıradan bir öğrencinin de kulağına gitmiş olamaz. Ama Harvard üniversitesindeki bu sıradan öğrenci kendisine öyle bir saçak altı bulmuş ki milyonlarca insanı yanına toplayabilmiş. Bu kadar insan niçin toplanmış olabilir. Aradığını bulmak bulamadığını aramak için olabilir mi?

 

Sanal alem her gün yeni bir adres üretiyor. Hepsinin peşinden koşmak çok zor ama Allah’tan bazılarının modası çabuk geçiyor. Ama kalıcı etki yaratanlar da var maalesef. Msn, forum, blog, gtalk,youtube, younitr derken son moda Facebook. Yazının burasına kadar okumaya tahammül edebilmiş okuyucu “sen de mi Brütüs?” diyecektir şimdi, tabi başlığı hesaba katmazsak. Ancak her yeni şey çıktıktan sonra oluşan iki tarafın ortasında kalmayı tercih etmiş birisi olarak yine itidalli davranmaya çalışacağım. O zaman“Vira bismillah”

  

Facebook’un nerede ne zaman kimin tarafından kurulduğunu ne işe yaradığını şimdiye kadar birçok haber portalında okumuş ve çoktan kullanmaya başlamış bir çok okuyucumuz vardır. Facebook’un ne gibi psikolojik, stratejik, anestezik olumsuz sonuçlar doğuracağını okumuş bir çok okuyucumuz da mutlaka vardır. Facebook’tan nasıl maksimum fayda sağlanır, ondan gelecek zararlar minumuma nasıl indirilir bu konuda bir fikri olan yoksa itina ile bu yazıda empoze edilecektir.

 

Facebook kelimesini İngilizceden çat pat anlayan birisi bile yüz kitabı diye çeviri yapabilir.O zaman ilk hedef belirlenmiş oldu. Yüz kitabında yüzünü göstermeyeceksin! Facebook’ta profil resmi kısmında kendi resminizi yayınlamak yerine güzel bir şeyin resmini koyabilirsiniz. Mesela ne olabilir? Facebook’ta Genç Dergi grubunun kurucusu olarak başlattığımız kampanya ile kendi resmimizi değil Genç dergimizin amblemini resim olarak kullanmaya başladık. Bu sayede hem Genç derginin reklâmını yapmış oluyoruz hem de insanların resmimizi kullanmasına izin vermemiş oluyoruz.

 

 Evet grup demişken ikinci hedef noktamızı da belirlemiş olduk. Facebook bu kadar insanı kuru kuruya toplamıyor üye olduğunuz her grup sizi biraz daha Facebook’un içine çekmeye başlıyor. Evet belki Facebook’un bilinen en büyük yararı geçmişteki arkadaşlarınızı bu gruplar sayesinde bulabiliyorsunuz ama! Facebookta sadece okul ve meslek grupları yok. Mesela “iddiaya girerim şunu seven bunu döven şu kadar kişiyi toplayabilirim”  şeklinde isim türeten gruplar var ve bunların davetiyeleri sizlere sık sık gelmektedir. Bu tip gruplardan gelen hiçbir davetiyeyi kabul etmezseniz duygularınızın sömürülmemesi konusunda önemli bir adım atmış olursunuz.

 

Facebookta orda burada kimlik kredi vesaire bilgilerinizin yayınlamamanız gerektiğini zaten her yerde okumuş olmalısınız. Ama farkında olmadan eklediğiniz bilgiler var mesela neler olabilir bunlar? Wall(duvar) kısmında yazdıklarınız, friends(arkadaşlar) kısmındaki isimler üye olduğunuz gruplar sizin için önemli verilerdir. Wall demişken bir de Superwall var. O daha süper tehlike. Burada videola,r fotoğraflar, mesajlar, el çizimi resimler her şey kullanılabiliyor. Ve bu kullandıklarınız, google arama motorunu kullanan herkesin klavyesinde anahtar kelimeyi girmesiyle anında önüne gelebilecek belgeler.

 

Facebook’un ve diğer tüm popüler sitelerin ortak paydasında olan bir tehlike var ki o da artık herkesçe biliniyor. Bu siteler de bilinçaltı hedef çöpçatanlık. Bunu engellemek ise bizim elimizde.

Bakıyorum da site de yapılabilecek hiçbir şey kalmamış. Facebook’un hiç mi iyi yanı yok? Elbette var.

 

Reklâm yapmak Facebookta çok kolay. Neyin reklamını yap çaksanız onun grubunu kurun ve herkesi davet edin. Eğer yapmak istediğiniz reklam kendi sitenizin reklamıysa amacınıza ulaşmanız kuvvetle muhtemel. Ama reklâmını yaptığınız şeyin ucunda ödemeler kredi kartları varsa hiç heveslenmeyin. Herkes sizin kadar uyanık.

 

Google da ya da başka yerlerde arayıp da bulamadığınız insanlara Facebook’tan ulaşmak çok kolay. Mesela bir iş başvurusunda bulunacaksanız başvuracağınız şirketin yöneticisinin arkadaş listesindeki bir kişiyi size referans olması konusunda ikna edebilirsiniz.

 

Eski arkadaşlarınızla çekindiğiniz fotoğraflar elinizde yoksa o fotoğraflara sahip olan birini bulmanız an meselesi. Fotoğrafların elinize geçmesi biraz vakit alabilir ama amacınıza ulaşmanız gayet kolaylaşacaktır.

 

Mail adresini bilmediğiniz merak ettiğiniz insanlarla kolay mesajlaşma şansınız var. Özellikle şöhretlerinden dolayı 100metre yakınına yaklaşamadığınız insanlarla. Örn: Süleyman Ragıp Yazıcılar

  

Facebooku kuran kişi bile bu kadar faydasının olabileceğini düşünmemiştir her halde. Sizleri Facebooktaki Genç Dergi grubumuza bekleriz. Tabi tüm önlemlerinizi alıp Genç Dergi amblemimizi profil resminiz yaptıktan sonra. Bu arada Cafcaf’ın da tabiî ki bir Facebook grubu var. Bizim cafcafla yediğimiz içtiğimiz hiç ayrı gitmez. Anca beraber kanca beraber…

 

Bu arada önceki ay yazdığımız Hayyalel g-hot yazısı üzerine eleştirilerini ve beğenilerini samiyaylali@gmail.com adresimize gönderen arkadaşlarımıza çok müteşekkir olduğumuzu belirtmek isteriz. Facebook üzerine yazı talebinde bulunan arkadaşlarımız da inşallah bu yazımızdan faydalanırlar. Ancak yukarda da belirttiğim üzere Facebook hakkında bir çok yazı yazıldı. Bu yazıları yazanlar kimi zaman Facebook hakkında hiçbir bilgisi olmayan insanlardı kimi zaman ise gereksiz yere övgüler yağdırmaktan hoşlanan insanlardı. Bu yazıyı yazmadan önce nasıl yazmamam gerektiğini öğrenebilmek için onları da okumak zorunda kaldım. Biz Genc’iz. Bilinçli Gençler olmalıyız. Ezbere insancıkların bir şeyleri men etmelerine ya da poh pohlamalarına aldırış etmemeliyiz. Her şeye ve herkese her kez hak ettiği değeri vermeliyiz. Ben demem ki “Bu yazıyı yazdım Facebook hakkında her şeyi biliyorum. “ diye. Çünkü her şeyde olduğu gibi herkesin Facebooku da kendinedir. Yukarda Pink Floyd’un unutulmaz şarkılarından The Wall’un nakaratı yazıyor. Kendi doğrularımızı bulmamız konusunda başkalarının bize fikirlerini empoze etmesine gerek yok. Biz kendi doğrularımızı ancak aklı-selim ile bulabiliriz. Bu da kendimize doğru sorular sormamızın bir sonucudur. Asla duvarda sıradan bir tuğla olmayın ama farkınız çürümüşlüğünüz de olmasın. Vesselam…

İLK KEZ GENÇ DERGİDE YAYINLANMIŞTIR

No responses yet

Mar 01 2008

CARANDİRU

Published by admin under sinema

Brezilyanın en azılı katillerinin tutulduğu hapishane bir gün brezilya polisi tarafından ortada hiçbir sebep yokken kurşun yağmuruna tutulur. 111 mahkum ölür kalanlar da çırılçıplak soyularak günlerce aç susuz bırakılır. Daha sonra hepsinin aidsli olduğu gerekçesiyle öldürüldüğü açıklaması yapılır. Otopsileri sonucunda 111 kişiden sadece 1tanesinin aidsli olduğu ortaya çıkar. 1992 yılında olan bu olay üzerine Carandiru filmi çekilir. Filmde hapishanenin olaydan önceki günleri anlatılır finalde de olay sahnelenir.

Film gerçek yaşamdan alındığı için çok fazla etkiliyor insanı.

No responses yet

Mar 01 2008

Okunmuş Çikolatalar

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

(Bir Yanılsama)

-Tatlım, o çikolatalardan çok yeme zarar olur

-Niye ama ne zararı olur?

-Dişlerin çürür, stresin artar vesaire vesaire…

- Ama bu çikolatalar okunmuş ne dişlerim çürür ne de sitreşli olurum

-Nasıl okunmuş?

-Baya okunmuş, baksana şu altında duası da yazıyor

-Hani nerede?

(Kardeşim, çikolatanın üzerindeki içindekiler kısmının Arapça çevirisini çikolatayı yiyenler için yazılmış bir dua sanıyor.)

 

(Bir gerçek)

Aynı koşullar altında aynı çikolatayı yiyen çocuklardan sadece benim kardeşimin dişleri çürümüyor..!

 

(Bir sonuç)

Çikolatanın dişleri çürüttüğü kardeşim yüzünden ispatlanamıyor…

                                                                                                             13 ocak 2008

No responses yet

Mar 01 2008

YEDİNCİ mÜHÜR

Published by admin under sinema

İngmar Bergman’ın yedinci mührünü izlerken Mevlana’nın yedi öğüdü aklıma geldi ama hiçbirini tutamadım. Filmin giriş sahneleri siyah beyaz olmasına rağmen bu harikulade kullanılmış. Sanatsal tekniklerin en çok kullanıldığı filmdi. Bazı sahneleri daha önceden bir ressamın çizip çizmediğine emin olamazsınız. tablo etkisi bulunan yedi sahne saydım belki de incilde yazdığının yanında bu yüzden de yedinci mühür.Ayrıca Yedinci sanat denilen sinemaya da vurulmuş bir film. Konu itibariyle ölümü, tanrıyı ve hristiyan ortaçağını sorguluyor.Ölümle satranç oynanırken ki sahnelere yüklenmiş bir felsefenin yanında sıradan karakterlerin aniden ölümle burun buruna gelişleri ve insanın yaşarken yapabileceği son bir iyilik aranıyor.

Nedir bu sizce?

Bu filmde insanın yapabileceği son iyilik başka insanların yaşamlarının daha uzun olmasını sağlamak olarak anlatılıyor.Ve doğrudur blki. Kıyamet hariç:)

No responses yet

Mar 01 2008

BANA ÖYLE BAKMA ÇOCUK

Published by admin under öykümsüler

Bana öyle bakma çocuk!!! Şeker veresim geliyor…

Sadece vesikalık fotoğraf çektirirken ciddi olmalısın diyorum…

Daha küçüksün hayatı galeye alman gerekmez senin…Ciddi ciddi baktığında benim denizim kabarıyor tüm çocukluk özlemlerim eriyor…Gül biraz,sırıt biraz ne biçim çocuksun sen…

Büyükleri anlamaya çalışman gerekmez…Çocukluğum büyük laflar etmekle geçti de neye yaradı? Hiç bir şeye yaramadı…Sen çocukluğunu yaşa al şu şekeri ye gitsin bırak dişlerin çürüsün çürüyecek tabi onlar düşecek yerine yenisi gelecek …Bak diğer çocuklara şimdi çaya gidiyorlar kirli sularda yüzmeye çalışacaklar belki biraz deterjan yutacaklar olsun çayda yüzmekten kim ölmüş..!git çocukluğunu yaşa, sakın büyüklerin “senin yaşındayken ben” diye başlıyan cümlelerine aldırış etme.

Bir faydası olmuyor öyle sözlerin.Onlar kendilerini övmek için anlatıyormuş bunları.

No responses yet

Mar 01 2008

TARİHİNE SAHİP ÇIK

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi, Önemli

Tarih milletlerin harddiskleri gibidir. Bir milletin tarih bilincini elinden alırsanız işletim sistemi tek başına bir işe yaramaz.

 

 Malesef son yıllarda ülkemizin uluslararası anlamda tarihçi çıkaramadığını görüyoruz. Büyük tarihçilerimiz Halil inalcık ve ilber ortaylı dan bu yana genç nesilden hiçkimseyi uluslararası kabul gören platformlara taşıyamadık ve şimdi zalimler bizim tarihimizi bile bile bizimle dalga geçiyorlar…

 

Bir Ermeni meselesini bizlere empoze ediyorlar.

Okullarının tarih ve ilgili bölümlerinde okuyan arkadaşlar asırlar boyu cihana hükmetmiş bir milletin tarihini sırtınızda taşımanız gerektiğini unutmayın…

 

Moğol istilası gibi bir istila daha olsa tüm kitaplar yakılıp yıkılsa bütün kayıtlar silinse bile bütün bunları eksiksiz yeşertebilecek donanıma sahip olmalısınız yani ayaklı tarih olmalısınız…

No responses yet

Mar 01 2008

Ermeni meselesi ve Orhan Pamuk

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

Sınıftan aslen Ermeni olan bir arkadaşım Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Hocamız (ayrıca kendisi Ahıska Türkleri federasyon başkanı) Yunus Zeyrek Beyefendi’ye Orhan Pamuk ve iddia edilen soykırım konusunu sordu. Hocamızın cevabı güzeldi. Hocamız “1828 tarihinde Rusların Kafkas Türklerini kırmasına izin veren Ermenilerdi. Ruslar onları daha fazla toprak elde edebilceklerine dair boş hayallerle kandırmıştı. Fransızlarda onları Osmanlıya karşı kışkırtmışlardı.ve Ermeniler kendi menfaatleri için Kafkas Türklerinin ruslar tarafından hunharca doğranmasına gözyumdu hatta yardım etti. Osmanlı da Rusya ve Ermenistana savaş açtı bundan daha doğal bir şey olamaz. eğer savaş açmak soykırımsa bunu ilk Ruslar ve Ermeniler yaptı” ayrıca ” ben bir edebiyatçıyım Orhan Pamuk hakkında  yorum yapmam ancak onun kitaplarını okumadan önce benim Bir İhanetin Romanı isimli kitabımı okursanız bu konuda çok rahat kendi düşünce sisteminizi kurabilirsiniz” dedi.:)

Ve hocamız 4 tane yazardan kitaplar tavsiye etti

Selçuk Üniversitesi eski Rektörü Erol Güngörün tüm kitaplarını,

Mehmet Kaplan’ın Kültür ve Dil isimli kitabını

Peyami Safa nın Fatih ve Harbiyesini

ve son olarak

Ziya Gökalpin türkçülüğün esasları kitabını bizlere tavsiye etti ben bu kitaplar arasından sadece Fatih ve Harbiye kitabını okumuştum. Doğu ile batı nın gençler üzerinden mükemmel bir karşılaştırılmasını yapmıştı Peyami Safa namı diğer Server Bedii

Ben hocamızın henüz kitabını okumadım ancak Orhan Pamuk benim kanaatimce eğer gerçekten haketmişse Cevdet bey ve oğulları kitabıyla haketti ama ödül o kitaba verilmedi bu yüzden ben objektif bakamıyorum konuya.Ve bir edebiyatçının bu şekilde bir konuyla isminin anılması çok çirkin.Ancak nobel edebiyat ödülleri mizan değil ki has tartıp adaletli davransın…

nişantaşı edebiyatıyla doğu anadoluda yaşananlar birbirleriyle kesişen konular değil orhan pamuğun bu konularda yorum yapıyor olması trajıkomik ve üzünç…

No responses yet

Mar 01 2008

NAZAR

Published by admin under Şiirimsiler

Uzat boynuna hamaylıklar bağlayayım

Ulu ağaç gibi

Yaşken eğilmeyesin

Yaşlıyken eğmeyesin…

 

Yüksek rakımlarda ağlayayım

Kartallar gibi

Pençelerin beni ayırmasın

Benden ayrılmayasın…

No responses yet

Mar 01 2008

KARDEŞLİK

Published by admin under Şiirimsiler

 

Yollar davamızı sırtında taşısın

Koşuşturanı bir biz kaldık

Geceler karanlığı kaşısın

Uyanığı bir biz kaldık…

 

Mülteci isteksizliklerimize rağmen

Göç diyarlarında ayak izimiz çınlasın…

Sırtımızda asırların hamulesi varken

Uykular unutkanlığımızı sayıklasın…

 

Sulara karışsın pusuda gölgeler

Çamurlar arkamızda barınsın

Erisin güneşte baykuşlar ve iblisler

Gönlümüzde ürpertiler arınsın…

 

İşte bu sefer…

Kardeşlik menfaatlerden sıyrılsın

İşte bu seyrüsefer…

Zaman mekândan ayrılsın…

No responses yet

Mar 01 2008

GEL ÖPEYİM SENİ

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

Nasıl anlatsam bilemiyorum bugün içim bir garip ya çok hastayım ya aslan gibiyim…

Keçi inadım da tutuyor bazen şarkı söylüyorum içimden, çevremdekileri rahatsız ederekten…

Evet, hem içimden hem rahatsız ederekten…

Burçlara inanmam ama bana koç gibisin diyorlar hesap ettim aylara göre gerçekten koç çıktım. Bir geyik muhabbetidir sürüp gidiyor insanoğlu kendini hangi hayvanın yerine koysam diye düşünüyor… Evet, huylarımız hayvanlardan gelirmiş bir âlim de böyle söylüyor… Bir zalim de ben maymundan geldim diyebiliyor…

ölen hayvan imiş aşıklar ölmez…

 

No responses yet

« Prev - Next »