Haz 30 2008
Yahya Kemal Günleri

2 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında her çarşamba günü saat 17:30da Türkiye yazarlar birliği Konya şubesinde Yahya Kemal günleri gerçekleştirilecektir.
Haz 30 2008

2 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında her çarşamba günü saat 17:30da Türkiye yazarlar birliği Konya şubesinde Yahya Kemal günleri gerçekleştirilecektir.
Haz 30 2008

1- Peygamberimiz(s.a.v.) 20. dereceden dedesi Adnan Hz İsa ile aynı dönemde yaşamıştır. Adnan okuma yazma bilir ve döneminin kavminin en bilginlerindendi. İşte bana enteresan gelen nokta burası Allah(c.c.), 20. göbekten dedesi bile âlim olan bir şahsı vahyi karşısında insanlar “Kendi uydurmuştur” diyemesinler diye ümmi olarak koruyor.
2- Peygamberimizin(s.a.v.) isminin diğer dillerdeki çevirisi şunlardır: Rumca=Baraklitus İbranice=Faraklit Süryanice=Munhamenna
3- Peygamberimizin(s.a.v.) peygamber olacağını neredeyse birkaç kitap karıştırmış herkes söylemesine rağmen peygamberliğini ilan ettikten sonra neredeyse tüm insanlar karşı çıkmışlardır.
4- Cebrail(Namusulekber) o dönemde ismi kullanılmıyordu. Bu yüzden Peygamberimizin(s.a.v.) başına gelenleri Hz Hatice Varaka bin Nevfel’e anlattığında çok şaşırmıştı. Çünkü bu ismi sadece İncil’de okumuştu. Başka yerde ne duymuş ne okumuştu. Fakat bu konuda yine de Hz Hatice’ye peygamberimizi(s.a.v.) sınattırdı. Bu olay da şöyledir: Hz Hatice ve peygamberimiz(s.a.v.) hiraya birlikte giderler. Hz Hatice Cebrail görününce kendisine haber etmesini ister Peygamberimizden(s.a.v.). Ve Peygamberimiz(s.a.v.) haber edince önce sol dizine oturmasını ister Peygamberimizin(s.a.v.). Oturduktan sonra sağ dizine geçmesini ister daha sonra kucağına oturmasını ister bu yapılanların hepsinde Cebrail isimli melek hala görünmektedir. En sonunda hz Hatice başına sardığı örtüyü açar ve tekrar sorar Peygamberimize(s.a.v.) Cebrail hala var mı diye “ Sen başörtünü çıkarınca kayboldu”der. Hz Hatice de bunun Cebrail olduğuna kanaat getirir. Çünkü Varaka bin Nevfel meleklerin insanlar arasındaki namusa da dikkat edeceğini söyler. Şüphesiz benim buradan çıkardığım şey şudur: “Başörtüsünün namusla ilişiği İslam’ın vahyolunduğu ilk günden beri var oluşudur.
5- Zeyd bin Amr, Peygamberimizin(s.a.v.) tabiriyle “Hz İsa ile peygamberimiz(s.a.v.) arasındaki tek kişilik ümmettir. Çünkü Zeyd bin Amr hak olan dini aramaya çıkmış ve onun vasıfları tam olarak İslam’a denk düşmektedir. Ancak Hristiyan ve Yahudiler ile karşılaştıktan sonra bunların hatalı yanlarını keşfetmiş ve kendi memleketinden bir peygamber geleceğini öğrenmesinin ardından memleketine dönerken bir topluluk tarafından öldürülmüştür.
.
Haz 26 2008

Her şeyde bir hayır vardır esasından hareketle şunu anladık.
1-Biz kupayı alsaydık bize Avrupada hedef kalmayacaktı(Bunu Uefa kupasını alan Galatasaray’ın daha sonra hiçbir istikrar yakalayamamasından dolayı yazıyorum)Eğer hedefe aşama aşama gidilirse daha istikrarlı oluruz
2-Görüldü ki milletce ve ümmetce bizleri bir araya getirebilecek şeyler hala var
3-Yeni nesiller yakalanması için daha çok çalışmalıyız kaliteli futbolcularımız jübilelerinden sonra basit olanı tercih edip spor yazarı spor yorumcusu spor ıvırı spor zıvırı olmak yerine teknik direktörlüğe yetenek avcılığına soyunmalılar
4-Futbol, müzik gibi alanlarda yakanılan başarıların özellikle bilim ve sanat alanında da yakalanması için gayret gösterilmeli
5-Bugün biz gol atınca sevinen Afrikalısından Japonuna kadar tüm ülkelerin bunu niçin yaptığını doğru okumalıyız.
Haz 26 2008

Azîz hocamız Prof.Dr. Ahmed Yüksel Özemre, 25 Haziran 2008 Çarşamba günü sabahı Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Cenâzesi 26 Haziran 2008 Perşembe günü ikindi namazına müteakip Üsküdar Yeni Camiî (Gülnûş Vâlide Sultân Camiî)’nde kılınacak namazdan sonra, Karaca Ahmet Sultân kabristanındaki aile kabrine defnedilecektir.
Cenâb-ı Hakk’tan, azîz hocamıza rahmet, başta muhterem ailesi olmak üzere yakınlarına ve sevenlerine sabırlar ihsân eylemesini niyâz ederiz.
Haz 24 2008
Harika iki yazı linki bunlar mutlaka okunmalı…
Hakan Albayrak
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=11563&y=HakanAlbayrak
Haşmet Babaoğlu
http://w10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&wid=9
Evet, yıllar önce dünya kupasında İran Amerika’yı yendiğinde ne kadar çok sevinmiştim bir türk olarak. Çünkü İran benim kardeşimdi, tıpkı bosna, filistin, çeçenistan,türkistan ve diğer müslüman ülkeler gibi…Ve bir şiir
FİLİSTİNLİ YUSUF
UEFA MAÇLARINI
İZLİYOR
bir kafa vuruşu nihat�tan
top kaderin elinden
sahra dikeni tohumu gibi
salına salına
semih�in önüne iniyor
semih sağ ayağıyla topa basarken
rüyalardaki ağır çekimde
dönüp yusuf�a bakıyor
kampın öteki ucundan
kasidelerdeki
o hafif rüzgâr
ümmü gülsüm�le esip geçiyor
dolunayın ışıltısı mı
senin yüzünü hatırlattı bana
yoksa senin yüzünün hatırası mı
her zamankinden daha
ışıltılı gösterdi
dolunayı da
dolunayın altındaki
dünyayı da bana
yüreğimiz ağzımızda
yüreğimiz top gibi uzağımızda
yüreğimiz viyanaların orda
bilmem hangi statta
ve yüreğimizle yanak yanağa
dolunay parlaklığında
semih�in yüzü
semih topu sürüyor
topu sürüyor
topu sürüyor
kaleye kırk adım kala
bir aslanınki gibi
alev alıyor adaleleri
ama yüzü su olup akıyor
su olup akıyor su olup akıyor
ve suyun üstünde
milyonlarca top
milyonlarca top
ağları havalandıran
hepsi yusufun golleri
hepsi yusufun golleri
hepsi yusufun golleri
bugün yusufu
kuyudan çıkardı kervancılar
bu akşam yusufun babası
şükür yine sağ döndü kampa
bu akşam yusufun babası
gülerek girdi
çadırın kapısından içeri
kucağında bir kavun
iki somunla
Cahit Koytak / 22 Haziran 2008
�YOKSULLAR İÇİN TEZLER� Kitabı
Haz 21 2008
_02.jpg)
Şarlo’nun modern zamanlar filminden sonra en beğendiğim filmi oldu bu film. Hem senaryonun sağlamlığı hem Şarlo karakterinin oturmuşluğu filmi daha zevkli kılıyor.
Haz 21 2008

Kitap üç kısımdan oluşuyor. Bikanaat, akordsuz zamanlar,sensizliğe ismindeki kısmlardan bence en etkilisi bikanaat. Bikanaat kısmındaki öyküler şahane ve çok zekice ama diğer kısmlardakiler için aynı şeyleri söyleyemem. Edebiyat Ortamı dergisinde de öykü yayımlayan Gökhan Özcan kaliteli bir öykücü.
Haz 18 2008
CARLOS LATUFF Brezilya’da ciddi ciddi iş yapan bir karikatürist. Ve bu iki karikatürü her şeyi çok güzel anlatıyor.
Haz 18 2008
Dün bir arkadaş anlatıyor. Düğüne gitmişler. Kurtlar vadisi pusunun önceki bölümlerinde bilgisayar uzmanı rolüyle yer alan ve dizideki ismi Tamer olan vatandaş Konya’da yaşıyormuş ve o da bu düğüne gelmiş. İşin enteresan tarafı düğünde onu görenler hemen “Niye sattın lan Polat’ı” diye sıkıştırıyorlarmış. Daha önce dizide Süleyman Çakır karakteri öldüğünde gazeteye ilan veren Konya’lıların fanatikliği devam ediyor anlaşılan.
Hep anlatılır sinemacıların senaristlere “Ne olur Yılmaz Güney dayak yemesin” diye yalvardığı. Çünkü o dayak yerse sinemadaki herkes koltukları sandalyeleri sahneye fırlatmaya başlarmış.
Bugün haberlerde Polat Alemdar’ın dizide kız kardeşi rolünde oynayan vatandaşın bir sözüne yer vermişler. Şöyle diyor “Polat’ın bacısı diye benden otopark ücreti almıyorlar”
Gülelim mi ağlayalım mı?
Haz 12 2008

2006 yapımı bu filmi küçük kız kardeşimle izledik. Filmi izlerken onu ve kendimi gözlemledim. Film gerçekten çok güzel bir eğitim filmi. Sınava girecekseniz ya da ailenizden birisi girecekse bu filmi izlemeli ve izletmelisiniz.TAbi sınavdan bir yıl önce:)
Filmde matrixten biçimsiz suratını tanıdığımız Laurence Fishburne yani namı diğer Morpheus abimiz de oynuyor.