Tem 31 2008
Archive for Temmuz, 2008
Tem 30 2008
Zamanın Seyit Onbaşısı Haşim Kılıç
Evet Çanakkale’den geldik çok gözyaşı döktük çook ama Çanakkaleyi de öyle sahiplendik ki anlatamam. Zeytininden kedisine kadar her şeyini çok sevdik Elhamdülillah.
Ve oradayken memleketin içinde bulunduğu krizden hayırlısıyla çabucak kurtulunması için de dua ettik. Ve bugün Türkiye uçurumdan döndü. Ve bunu bence 1 kişi sağladı. O da HAŞİM KILIÇ. Ben bu adamı zamanın Seyit Onbaşısı olarak görüyorum. Tüm tehditleri üzerine alıp red oyu veren tek adam oydu.Kendisinden Allah razı olsun.
Tem 29 2008
Musa Topbaş(k.s.)dan bir hatıra
Musa Efendi Konya’ya bir ziyaretlerinde bizim eve misafir olmuş ve sohbet etmiş. Muhterem dedem hazretin sesini kaydedebilmek için Grundig bir teyb almış. O teybin mikrofonunu da odadaki flöransın üzerine asmış. (Musa Efendi hazretleri fotoğraf çekilmesi, ses kaydı alınması, görüntü kaydı alınması gibi şeylerden pek hoşlanmazlarmış)
Musa Efendi, sohbete başladıktan sonra mikrofonu farketmişler. Dedeme işaretle bu nedir diye soruyorlar. Dedem de diğer odadaki hanımlar da dinlesinler diye taktık diyor. Hazret gülümsüyor ve ilk kez ses kaydına izin veriyor.
İşte o sohbetin ses kaydını yakın zamana kadar grundig marka teypten dedemle birlikte dinlerdik. Şimdi bir dosttan öğrendiğimiz kadarıyla kendilerinin son döneminde bir de videoları alınmış. Eğer o videoya ulaşabilirsek inşallah burada paylaşacağım.
Tem 24 2008
Çanakkale’ye gidiyoruz

![]()
Bu gece sevgili dostum Halis Musa Gökhan ile Çanakkale’ye gideceğiz. Genç Dergi ekibiyle Eceabatta birkaç gün beraber olacağız Dua ediniz. Sevgiyle Kalın Allah’a emanet olun…
Tem 24 2008
İslamın Temel Kavramları // Hüseyin K. ECE

Bu kitabı okurken bildiğimi sandığım birçok şeyi kontrol etme şansı buldum yazarından Allah razı olsun. Ve bu kitabı okumamı sağlayan Gerçek Hayat degrisinden de Allah razı olsun.
Yeni öğrendiğim ya da farklı anlamlarını öğrendiğim birkaç kavramı da burada paylaşmak istiyorum.
Asabiye: Taraftarlık. Milliyet ya da kavim taraftarlığı
Bağy:Şiddetli arzulamak
Bela: Denemek sınamak
Beraet:Bir şeyden beri olmak
Beşir: Kuranın isimlerinden müjdeleyici anlamında
Birr-Ebrar:Genişlik bolluk
Cihad: Savunmak
Fırka-i Naciye: Kurtulan fırka
Fitne: Denenmek sınanmak
İstikbar: Büyüklenmek
Kunut: Divan durmak
Lehvel Hadis: İnsanı haktan uzaklaştıran söz
Lemem: Küçük günah
Maslahat:Faydalı olmanın menfaati
Şekavet: Mutsuzluk
Tem 23 2008
ARI BENDE BAL YOK:)
Bizim ufaklıklar(Küçük kız kardeşim ve dayımın iki kızı) balkonda oyun oynuyorlar. Oyunlarının tam can alıcı noktasında arılar bu şekerleri yemek için dalışa geçiyor. Bizimkiler birbirlerine sarılarak “Arı bende bal yok” diye bağırıyorlar.
Biraz seyrediyorum o hallerini ve arıların kısa bir süre sonra kaybolduğunu fark ediyorum. Galiba arılar sesten etkileniyorlar. Etkilenmeseler Hz Süleyman’la nasıl konuşurlardı değil mi?
Ben 0(-) kan grubuna sahip birisiyim. Hayatımda 2 kez arı soktu beni. Ama kuzenim Salih‘le çocukken babannemin öğrettiği şekliyle( Yani besmele çekip vurarak) yüzlerce arı öldürdük. Salih abimi arı çok sokardı beni hiç sokmazdı. Meğersem kan grubumdan dolayıymış. Arılar negatif kanı sevmiyorlar. Bizim kızların kan gruplarını bilmiyorum ama içlerinde negatif olanlar da var galiba;)
Tem 23 2008
MEZHEPLER TARİHİ(PROF. DR. MUHAMMED EBU ZEHRA)
SİYASİ MEZHEPLER
Şia: Benim zannettiğimin aksine Peygamberimizin(s.a.v.) vefatından hemen sonra ortaya çıkmış siyasi bir mezhep. Bu mezhep kendi içinde de birçok gruba ayrılıyor. Dünyada en yaygın olanı İmamilik o da kendi içinde İsnaaşera ve İsmaililik diye ayrılıyor. Bu iki kol da bazı konularda katı tutuma sahip olsalar da İslami içerik olarak en kuvvetli şia mezhepleridir. İran ve Hindistandaki şiiler bu mezhebe tabiidir.Şia’daki sapık mezhepler ise Sebeiyye, Gurabiye ,Hakimiler ve Dürziye, Nusayriyedir.Bunların dışındaki Keysaniye ve Zeydilik bazı tarihi konular haricinde Sünnilikten ayrılmaz.
Siyasi mezheplerden ikincisi olan Haricilik: Bu siyasi mezhep içinde münafıklığın haddinden fazla olduğu bir mezheptir. Hazreti Ali ve Muaviye arasındaki hakemlik hadisesindeki değişken tutumları o hadisenin feci sonuçlarına sebep olmuştur.
İTİKADİ MEZHEPLER
Cebriye:Yahudi kaynaklı bir mezheptir
Kaderiye:Mecusi kaynaklıdır.
Murcie: içinde büyük alimlerin de bulunduğu bu mezhebin bidat kolları vardır. Bidatçi kolları haricindeki kolları İslamidir.
Mutezile: Mutezile’nin 5 esası, Tevhid, adalet, vad ve vaid, emri bilmaruf nehyi anil münker, iki konum arasındaki konum
Bu mezhep aklı üstün tutan bir mezheptir. Zındıklara karşı İslam’ı savunmuşlardır ancak hadis ve fıkıh alimleriyle cedelleşmelerinden ötürü tehlikeli kararlara imza atmışlardır.
Eşarilik - Maturudilik: Bu ikisi bizim itikad mezheplerimizdir.
Selefilik: İbni Teymiyyenin ihya ettiği bir mezheptir.Bazı onulardaki katı tutumu nedeniyle tenkid edilmiş bir mezheptir.
YENİ MEZHEPLER:
Vahhabilik: Selefiliğin devamı gibidir ancak daha serttirler.
Bahailik: Şii imamiliğinden çıkan bir mezheptir lakin onlar gibi İslami değildirler.
Kadyanilik:İslam, Hıristiyanlık ve Hindu dinlerinden esinlenerek ortaya atılmış karma bir mezheptir.
Tem 23 2008
Gaza basan çocukların sorumlusu aileleri…
Televizyonları başındaki tüm annelere söylüyorum!!! Kendiniz müzik dinleyeceksiniz diye yavrularınıza “gerizekalı video klipleri” izletmeyin!!! Sonra evlat acısı çekersiniz suçu devlete millete atarsınız. Hayır, sorumlusu sizsiniz. Küçüktür anlamaz demeyein sizden daha iyi anlar beyni sulanmamıştır henüz sizin kadar..!
Yavrunuzun bir şarkı eşliğinde oynaması hoşunuza gidebilir ancak o çocuk sadece oynamıyor, beynine o iğrenç sahnelerin hepsini kaydediyor.
Tem 22 2008
Ölüm ve Düğün
21. yüzyıl çok yabani bir yüzyıl. Akrabalarımızla bile sadece düğünlerde ya da cenaze törenlerinde görüşüyoruz ve hepimiz bitse de gitsek havasındayız. Hepimiz bütün soyumuzun şehir merkezinde doğduğunu iddia ediyoruz. Şehirliyiz kavramını beynimize öyle bir sokmuşuz ki bizden hafif farklı birini görsek köylü diye ad takıyoruz. Hele çocuklarımız…
Onlar köylüler, onlar kötü kokuyorlar, onların yemekleri sinekli oluyor, onlar dişlerini fırçalamıyor, onların ayakkabıları çamurlu… Halbuki bilmiyor kendisi de tarlada doğrulmuş bir çocuğun torunu…
Lütfen! Çocuklarınızı post-modernite çılgınlığından kurtaralım…
Tem 21 2008
Portakal-Şeker-Serçe
Dedem gençken İstanbul’a bir ziyaretinde Mahmud Sami Ramazanoğlu(k.s.)’a da uğramış. Hazret dedeme bir portakal vermiş. O dönemde İstanbul’a gidip gelmek kolay olmadığı için dedem Konya’ya döndüğünde o portakalı babanneme aşure yaptırıp onun içine attırmış. O aşureyi de kendi dükkanında Mahmud Sami Ramazanoğlu(k.s.)’yu sevenleri çağırıp yedirmiş. O dönemde Konya’da hep bu şekilde paylaşma hassasiyeti varmış. Mesela birisi hacdan gelse Hacı evine herkes yanında küçük bir şişeyle gidermiş. İkram edilen zemzemin bir damlasını o şişeye aktarırlar evlerine gidince de tüm içme sularına katarlarmış. Yine bir bayram günü dedem İstanbul’da Sami Efendi(k.s.) yi ziyaret etme şansı bulmuş. Kendileri dedeme şeker ikram etmişler. Dedemin içinden 5 tane almak geçiyormuş(Çünkü o dönemde hane halkımız 5 kişiydi) Sami Efendi önce 5 tane sayıp vermiş dedemin yüzünde gayri ihtiyari bir tebessüm oluşmuş. Hazret dedemin cebini açmasını telkin etmiş ve tüm şekerleri dedemin cebine boşaltmış. Dedem de Konya’ya döndüğünde üçüncü bayram günü eve gelen tüm misafirlere o şekerlerin de eritilerek hazırlandığı şerbetten ikram etmiş.
Dedem daha önce bir hazretten işittiğince bana edebi şöyle anlatmıştı “Edep bir serçedir, bir büyüğün yanındayken başına konar eğer sen kıpırdarsan o da kaçar gider”. Evet belki bu ağır gelebilir bizlere ama “Edep Ya Hu” sözündeki edep de budur.