Archive for Temmuz, 2008

Tem 20 2008

Abdurrahin Karakoç Sezai Bey’in Abdest Bardağı Olamaz:))

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Profesörlerinden birini(İsmini biliyorum ama gerek yok yayımlamaya:) öğrencileri çok bunaltmışlar. Son damla olarak da öğrencilerden biri “Abdurrahim Karakoç Sezai Karakoç’un neyi olur” diye sormuş. Profesör iyice sinirlenerek “O, Sezai Bey’in abdest bardağı bile olamaz” diyerek kapıyı çarpıp çıkmış.

No responses yet

Tem 12 2008

Kabadayı- Küçük Kuş- Yeni Dünya

Published by admin under sinema

 

Kabadayı

Yavuz Turgul’un Eşkıya’dan sonraki en kaliteli senaryosu diyebiliriz. Filmde başka filmlerden esinlenmeler olduğu şüphesiz. Bunların kendisini belli etmesi film açısından biraz rahatsız edici olmuş. Çünkü o sahneler eklektik duruyor. Kenan İmirzalıoğlu’nun oyunculuk yeteneği olmadığını düşündüm her zaman. Ama adamda psikopatlık yeteneği varmış harbiden. Rol adama cuk oturmuş. Şener Şen kendisini bize çok ciddi şekilde kabül ettirmiş bir oyuncu. Onun 90lar öncesi filmlerini bilmeyen bir insan komedi filmlerde oynayabileceğine inanmaz. Ama İkinci Bahar dizisi, Eşkıya filmi ve bu Kabadayı filmi gösterdi ki Şener Şen ülkemizin gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından biri ya da ta kendisi.

 

Küçük Kuş

 

Bir İran filmi. Kanal a da izledim. Yenişafak sayesinde haberim oldu. Filmin senaryosunu kısaca anlatalım.

 

11 yaşındaki Behruz’un babası hapistedir ve ailesi geçim sıkıntısına düşmüştür. Kuşları yakından tanıyan Behruz eve para götürebilmek için kuş sesi taklidi yaparak yerli kuş avcıları için çalışmaya başlar. Ailesinin geçimini sağlamaya başlayan Behruz’un dünyası kasabalarına yeni gelen kızı görmesiyle değişir.

 

Şimdi bu senaryoyu okuyan biri eğer film olarak sadece Hollywood yapımı filmler ve Türk sinemasına ait filmler izlemişse onun bu hikayenin gelişme ve sonuç kısmına dair tahminleri standarttır. Mesela der ki oğlan kıza aşık olur hikayenin sonunda da ya kavuşurlar ya da biri ölür vesaire.

 

Bu tahminler elbette boşadır. Filmin senaryosu tam doğu ve İslam sanatına uygundur. Umarım izleme şansınız olur. Filmde daha önceden Baran ve yahut Cennet’in çocuklarını filmlerini izlemişseniz o filmlerden tanıdığımız Mohammad Amir Naji’de başrollerde oynuyor.

 

Yeni Dünya

Berbat bir film izlediğime pişman oldum Colin Farreli harcamışlar.

No responses yet

Tem 12 2008

Işık Doğudan Gelir -Ex Oriente Lux-( Cemil Meriç)

Published by admin under kitap

 

Işık Doğudan Gelir -Ex Oriente Lux-( Cemil Meriç) Cemil Meriç kitabında batının kaynaklarını inceleyip onların içindeki doğu izlerini ortaya çıkarıyor. Hermes’in Hazreti İdris olduğundan tutun da bütün bible(İncil) türlerindeki bozulmuşluğa rağmen doğu kökenli ifadelere bilgilere dikkat çekiyor. Her zaman olduğu gibi Cemil Meriç insana kitabını okuturken başka kitapları okuma iştahı kazandırıyor insana.Ve benim bu kitabı okuduktan sonra okumayı düşündüğüm iki kitap var ki birincisi Edward Said’in Oryantalizm kitabı diğeri ise Edouard Schure’nin doğu mabedleri kitabı

No responses yet

Tem 12 2008

İslam Tarihi Cild 3 ve 4( M.Asım Köksal)

Published by admin under kitap

1-Amr Bin Luhay cahiliye devrindeki birçok puta isim veren ya da putlaştıran putperest. En büyük butlardan menat ve uzza onun eseridir. 2- Abdullah bin Huzafe Bizans imparator’u Konstantin’in eline düşerek büyük işkencelerine katlandıktan sonra cesareti ve sadakati sebebiyle beraberindeki esir Müslümanlarla birlikte serbest bırakılan sahabe. 3-Garanik hadisesi: Necm suresinin 62. ayetini okuduktan sonra secde eden Müslümanlarla, ayetin içinde ismi geçen putlara secde ettiklerini sanan müşriklerin birlikte secde etmesi.  4- Annesi babası Müslüman olup kendisi de kelime-i şahadet getirerek Müslüman olan ilk çocuk Peygamberimizin(s.a.v.) kızı Hz. Rukayye’dir. 5- Peygamberimizin ilk kayın validesinin, babannesinin, kendisine bakan yengesinin ve kızlarından birinin ismi aynıdır bu isim Fatıma’dır.

No responses yet

Tem 11 2008

BABA SPONSOR ARANIYOR

Published by admin under genç

 

 

                                                                        Allah hiç kimseyi 2-0 yenik duruma düşürmesin.

                                                                                                                           FATİH TERİM

Portekiz maçı öncesi

 

Avrupa futbol şampiyonası başlamış ben hala derslerle mücadele ediyorum.Ya da dersler benimle mücadele ediyor. Çocuk sesleri geliyor dışardan. Maç yapmaya çalışıyorlar, muhtemelen tek kale oynuyorlar. Çocukların hepsi maç yapmıyor elbette. Apartmanın küçük abisi Ömer bahçede yaşına aldırmayarak bilmiş bilmiş konuşuyor. Bırakalım konuşsun. Akşamki Portekiz maçında da konuşsun Ömer ve diğer Ömerler.

 

İsviçre maçı öncesi

 

Yaz gelmiş evde oturup ders mi çalışılır çıkmak lazım dışarı, inmek lazım halkın arasına. Heyecanlı imamların minberden kayarak indiği gibi(Memlekette heyecanlı imam kalmadığını ima ediyoruz) ben de çocukluktan kalma heyecanlarımı yanıma alarak merdiven basamaklarını üçer beşer atlayarak iniyorum. Bizim Ömer yine toprakla çamurla oynuyor. Apartmanın kızlarına emir yağdırıyor. Oyuncak kamyonunu bana gösteriyor ve “Bak bu benim gerçek kamyonum” diyor. O kamyona aldırmamak mümkün mü? Zaten Cengiz Aytmatov vefat etmiş. Artık bütün kamyonlar “Aldırma gönül” bütün çocuklar Samet bana. Tutuyorum yumurcak ellerinden Ömer’in. Sevginin emek istediğini mi anlatmalı daha pragmatik bir soru mu sormalı? Yook! “Ömer sen neoepik şiir yazabilir misin?” diyorum. Ömer aslında ne sorduğumu anlamıyor. “Ben yazamam ama babam yazabilir” diye ekiyor beni. Ömer beni ekiyor ya ben de zaten çiçeklenmişim iğde oluyorum ıhlamur oluyorum Ezginin Günlüğü’ndeki sardunya ya da leylak oluyorum maziye dalıyorum. Çocuklar anne diye ağlar ama zor işleri babalarının yapabileceklerini düşünürler. Ben de hep öyle düşündüm hala da öyle düşünüyorum. Benim babam her zor işi yapabilir. Teknik direktör olsa Fatih Terim kadar iş yapabilir. Ama bu sözümle Fatih Terim’i eleştirmiyorum tam tersine Fatih Terim’in de bir baba olduğunu vurgulamak istiyorum. Evet, Fatih Terim’in yapabildiklerinden daha iyisini başkası yapana kadar Fatih Terim en başarılı teknik direktördür ve futbolun babasıdır bizim için.

Uzun bir bahar döneminin ardından Fatih Terim ve aslanları sayesinde televizyon seyretmeye başladım. Sadece maçları izlemiyoruz elbette reklâmlara da şahitlik ediyoruz. Analar, turkolar bir sürü kahraman geçiyor gözlerimizin önünden. Yeri gelmişken Türk futbolcuların anneleri reklâm filminde oynayabilir ama oğulları hakkındaki bilgileri hep dış görünüşte kalır. Futbolcuların annelerinin reklâm filmlerine malzeme edilmesinin acı bir durum olduğunu rahatça hepimiz telaffuz edebiliriz ancak onların bir de maçlar taktikler transferler konusunda fikir alınmak için sıkıştırılması daha da acı bir durumdur. Neyse bu konudaki hassasiyetim yeterince anlaşılıyor biz önümüzdeki maça bakmalıyız. İsviçre ile büyük bir hesabımız var. Onları elimizden kaçırmamalıyız. Bu yaza damga vurmalıyız. Bu yaza neyin damga vuracağını bu konuyu şiirleştiren Murat[1]’tan öğrenecek değilim;) Ölçü dergimizin yaz sayısını da çıkarmışız. Artık rahatım üç ay. Maç gibi şiirler okuyup şiir gibi maçlar izleyeceğim. Her gün gece 12ye kadar bekleyip melek Rıdvan’ın maçlar hakkında ne diyeceğini bekleyeceğim Ahmet Çakar’ın görüntülü konuşma tanıtım reklâmlarını izlemeye tahammül edemeyip kanal değiştireceğim ya da onun “Ben pozitif bilim yapan bir adamım cümlelerimde Allah mallah kelamı geçmez ama bu galibiyet Allah’ın bize mucizesidir.” sözüne şahitlik edeceğim. Sunduğu yarışmada ukalalık yaptığı için canımı sıksa da gerçeği görebilecek iyi bir hakem Ahmet Çakar. Televizyon kanallarında Rıdvan’la Ahmet çakardan başka şeyler de var. Reklâmlardan da bahsediyorduk. Ülker’in “Ooo ooo ooo” reklamı ya da ttnet’in yukarda içeriğinden bahsettiğimiz ana sponsor reklamı var. Daha bir sürü futbolculu futbol toplu reklâm var.  Ttnet’in ana sponsor reklamı her ne kadar içerik olarak kötüyse de güzel yönü de var. Reklâmda başörtülü analar var. Başörtülü analar aslında her yerde var. Ama görmezden gelmeye çalışanlar da-var. Güneş gibi her dar kapıdan başörtünün gireceğine inanıyorum. Anayasa mahkemesinin kararından bahseden haberler dek geliyor gülüp geçiyorum. Yine şiir kitabımı elime alıp futbol maçlarını izlemeye başlıyorum.

 

Çek Cumhuriyeti maçından önce

 

Şampiyona son yıllarda hiç olmadığı kadar heyecanlı geldi bana. Hollanda, İspanya, Portekiz şiir gibi oynuyor ama Türkiye kim ne derse desin epik şiir gibi oynuyor. Hakan Şükür bırakırsa Galatasaray’ı bırakacağımı her yerde dillendiriyordum*. Ama milli takım bırakılmaz. Bu takımda Hakan Şükür yoksa da Servet var. Hakan Ünsal yoksa da Hakan Balta var(Bunlar Galatasarayda da var ama olsun;) Hakan Arslanbenzer yoksa da Hakan Kalkan var. Bu ülke Hakan’sız kalmamalı. Epik futbol oynanıp epik şiir yazılmalı. Ne futbol bitsin ne şiir akıp gitsin ikisi de. Ama yine de televizyonu kapatmasını bilmeli.

 

Futbola da şiire de teknik bir arıza nedeniyle ya da anayasa mahkemesi kararıyla ara verilirse dostları toplayıp yeni bir dergi çıkarmanın rüyasını görmeye başlamalı. Evet, dergi mezarlığına yeni dergiler gömmeliyiz ki toprak yeniden hatırlasın ne pahasına kazanıldığını. Yeni dergi çıkaralım ki belki bizim Ömer’in babası da bizim dergi de şiir yayımlar. Ömer de babasını örnek alır. O da gönderir şiirlerini. Şiirlerinin kahramanı Fatih Hoca olabilir. Başka türlü anlatılmaz bu destan.

 

Hırvat maçından önce

 

Kabul ediyorum bizim Fatih Terim’imizi ya da Hırvatların rockçı teknik direktörünü anlatmaya popüler kültür köşesi yetmez. Adamların her hareketi popüler oluyor. Ama bugün Terim öyle bir hareket yapacak ki jenerik olacak. Bize “Good bye” ayarı çeken Hırvatların başları öne eğilerek ülkelerine dönüşünü google earth’ten takip edeceğiz.Bugün bu turnuvada ilk kez yarı finale çıkacağız.Eksiğiz sakatız ama biz Müslüman Türküz.Az önce gördüm bizim futbolcular Cumadan çıkmış. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde imamlar heyecanlanmaya başlamış minberden kayarak inmeseler de milli takım için cemaate dua ettirmeye başlamışlar. İşte budur arkadaş. Amin..

 

Almanya maçından önce…

 

Fransa’da rap müzik yapan bir genç var ismi “Master Türk”. Yaptığı parçalardaki amaç: Gurbetçi Türklere kimliklerini kim olduklarını hatırlatmakmış. Müziklerini de güzel ayarlıyor. “Dinle, eli tesbihli babalara, başı eşarplı analara, camiye giden çocuklara” diye başlayan şarkısını Almanya maçına kadar dinleyeceğim. Avrupanın akordunu bozduğumuz bir gerçek. Aklımda bundan 3-5 yıl önce Yeni şafak yazarlarından Ersin Nazif Gürdoğan’ın Süleyman Nazif’ten alıntı bir sözü var. Süleyman Nazif “Vur Türk’e uyansın!” diyor. İşte milli takımımızın yaptığı şey bu sözün tarihe işlenmiş hali. Mehmed Niyazi’nin Çanakkale Mahşeri kitabında anlatılan “Müttefik güçlerin gemilerinin atış menzilimize girmesine rağmen onlara ateş etmeyip ilk kurşunu onların sıkmasını bekleyişimizi” hatırlıyorum gözlerim doluyor.

Evet, ben futbolu çok önemsiyorum sizlerin de ciddi ciddi önemsemesi gerektiğini söylüyorum. Bunun nedenlerini uzun uzun temellendirebilirim ancak yazı sınırlarını aşacağım için bir başka bahara saklayacağım. Fatih Terim “Terimler sözlüğü” bir an önce çıkmalı çok güzel sözleri var. Almanya maçına daha 4-5 gün var. İnşallah bu kupayı alır geliriz.Yine içimizden biri cebindeki golü çıkarır ilk on birimiz taraftarımız ve üç direğimizle geçit vermeyiz Almanlara. Viyanayı fethettik.Biz gol attığımız anda ayağa fırlayan Japon’undan gözleri dolan Tunus’lusuna kadar herkes bu destanın devam etmesini istiyor.Avrupa semalarında bir hilalli bayrağın göndere çekilmesi çok önemli.Anadolu tüm 3.dünya ülkelerinin babası rolünde. Nasıl ki baba evin direğiyse Anadolu da tüm bu ülkelerin umut direğidir. Bunları sadece futbol çerçevesinde düşünmeyin Anadolu düşerse Tahran düşer Kudüs düşer Bağdat düşer hiçbir yerde direniş kalmaz. Biz Anadolu’dan hem analık hem babalık bekliyoruz. Bizim ay yıldızlı bayrağımız dalgalandıkça esaretin düşmanı cesaretin timsali olacaktır. (Sanırım çok gaza geldim ama Hırvat maçı ve bu maçın Viyana’da yapılmış olması ülkemizin kendi içindeki sıkıntıların devam ediyor olması benim bunları yazmamdaki birinci dereceden sebeptir.)

ilk kez GENÇ dergide yayımlandı…


[1] Murat Küçükçifci

* Hakan’ın yüzünden gavur takımı tutmak istemiyorum inşallah bu yazıyı siz okurken Konyasipor’a gelmiş olur.

Resim www.hafif.org dan alınmıştır.

No responses yet

Tem 07 2008

Angel Of War

Published by admin under müzik

15 - Angel Of War (Savas Melegi - Düet Mazhar Alanson).mp3 - Yusuf Islâm

No responses yet

Tem 06 2008

Yazılacak Çok Şey Var

Published by admin under Önemli

 

Ergenekon davası sürüyor, kapatma davası sürüyor ortalık toz bulanık…

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın gözaltından çıkarken söylediği gibi “Yazılacak çok şey var” ama iyi ve dürüst yazmak lazım.

Evvelsi gün Federasyon Başkanımız Hasan Doğan vefat etti. Açıkçası çok üzüldüm. Takip edebildiğim kadarıyla Türk futboluna önemli bir vizyon kazandırmıştı.

Yine evvelsi gün Mavera şairlerinden Erdem Bayazıt vefat etti. Kendisinin çok güzel şiirleri vardı ilham ile yazan şairlerden az kaldı…

 Erdem Beyazıt: Önden Gidenler

Onlar gittilerYalnız bir yemin kaldı aramızdaBen şimdi bu yanda

Kasılmış çıplak bir kurşun gibiyim

Namluda.

Onlar gittiler

Topraktan bir işaret taşıyarak alınlarında

Ben şimdi bu yanda

Gerilmiş bir an gibiyim

Doğumla ölüm arasına.

Onlar gittiler

Gelen zamandan bir haber gibiydiler.

Ben şimdi bu yanda

İçilmiş bir and için bekleyenim

Kurulmuş saat gibi.

Onlar gittiler

Giderken bir muştu gibiydiler.

Erdem Bayazıt

No responses yet

Tem 03 2008

Şivlilik-Regaip Kandili-Fener Alayı

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi, Önemli

Recep ayının ilk perşembeyi cumaya bağlayan gecesi regaip kandili olarak kutlanır. KONYA da ise çarşamba günü akşamdan bu kutlama başlar. Çarşamba günü akşam sokakta uygun bir mekanda mahallenin delikanlıları ve çocuklar toplanır kamyon lastiklerini ateşe verirler ve bu ateşin üzerinden sırayla atlarlar. Bu sırada da küçük çocuklar ellerindeki kağıt fenerler ile bu atlayanlara tempo tutar karanlıkta fenerin içindeki mum ışığını kullanarak . itfaiye ya da mahallenin büyüklerinden birinin gelip bu ateşi söndürmesinden sonra bütün çocuklar mahalle ışıkları altında top oynamaya başlarlar mahallenin genç kadınları ve kızları ise müsait bir evin bahçesinde ip atlarlar.

Perşembe günü sabahı ise bayanlar pişi böreği yaparlar  bütün mahalle ahalisine ve yoldan geçenlere dağıtırlar. Çocuklar ise ev ev dolaşıp “ŞİVLİLİK” diye bağıra bağıra şeker çikolata gofret üzüm leblebi ve benzeri hediyeleri toplarlar.Bu adet ilk ne zaman çıktı bilmiyorum ancak Konyada yüzyıllardır var olduğu söylenir.

HErkesin kandili mubarek olsun…

2 responses so far

« Prev