Archive for Ağustos, 2008

Ağu 14 2008

Komedi Fabrikalarına Saldıran Hoca Nasruddin

Published by admin under genç

                                    Dünya ah bu dünya, düşmanım nerde?  Yusuf İslam-Mazhar Alanson

                                                                                                   

Dünyadaki en meşhur Türk: Hoca Nasruddin.   Onun da doğumunun 800. yılı bu yıl. Sözü kıvırmadan yazalım, Hoca Nasruddin bugün kullanılan tabirle ne sitendapçıydı ne de tolk şovcuydu. Hoca, döneminde bir mutasavvıf, bir âlim ve bir imamdı. Bunları aynı anda yaptığı olduğu gibi farklı zamanlarda da bu görevleri üstlenmişti. Fakat Hoca Nasruddin’i uluslarası üne kavuşturan kendisinin bu meziyetleri değil nüktedanlığıydı. Nüktedanlıktan kastımız insanları kuru kuruya güldürmek değil onları muzip yöntemler bularak eğitmektir. Bugün bu marifetin karşılığı maalesef yoktur. Bu marifete sahip insanlar olmadığı gibi bir de üstüne Hoca’nın bu marifeti gülmeceye indirgenmektedir. Evet, bu yazımızda sadece Hoca Nasruddin’den bahsetmeyeceğiz ancak bahsedeceğimiz husustaki zirveyi önümüze öncelikli olarak koyup adeta bir mihenk taşı gibi günümüzdeki nükteye, espriye, mizaha yakın görsel faaliyetleri değerlendireceğiz. Bu mihenk taşına koyacak kadar ciddi bulduğum üç program var. Bunlar: Komedi Dükkânı, Çok Güzel Hareketler Bunlar, Anında Görüntü Şov. 

Komedi dükkânı programı, yayımlandığı ilk günden itibaren dikkat çeken güldürü programlarından biriydi. Tolga Çevik ve Salih Kalyoncu ekibiyle başlayan program halkımız tarafından tutulunca kanal değiştirme, kadro değiştirme gibi şanssız aksaklıklar yaşadı. Ve eski popülerliğini yitirdi. Programın kalitesi Tolga Çevik’in tiyatral yeteneğiyle Salih Kalyoncu’nun tiyatral tecrübesinin harmanlanmasıyla ortaya çıkıyor. Programdaki konular genelde herkesin yüzeysel olarak da olsa bilgi sahibi olduğu konulardan, kimi zaman ise klasiklerden seçiliyor. Espri seviyesi zaman zaman çok düşüyor. Böyle zamanlarda izleyicilerden bir kaçı sahneye alınıyor ya da ünlü bir konuk devreye sokuluyor ve ortam yeniden hareketleniyor. Böyle anlarda yönetmenin etkisi önem kazanıyor. Komedi Dükkânı maalesef nüktedan yanları pek az olan bir program. Bu oyunculardan ya da konu seçiminden kaynaklanan bir eksiklik diye düşünüyorum. 

Çok Güzel Hareketler Bunlar(Mutfak) kadro olarak çok geniş bir ekip. İçlerinde daha önce Yılmaz Erdoğan’ın Bir Demet Tiyatro oyununda da zaman zaman rol bulan oyuncular olduğu gibi Beşiktaş Kültür Merkezi üyelerinden olup Avrupa Yakası gibi dizilerde yer bulan oyuncular da var. Sinema tecrübesi olan birçok oyuncunun bulunduğunu da belirtmemiz gerekiyor. Ama bunca tecrübeli elemana rağmen ekip oldukça genç duruyor. Zaten yukarıda Komedi Dükkan’ında kendisinden bahsettiğimiz Tolga Çevik’in  de Yılmaz Erdoğan’ın bir çok oyununda ve Vizontele serisinde yer aldığını hepimiz biliyoruzdur. Ekibi birey birey anlatmamamıza rağmen yine de ekipten söz ederken çok fazla cümle kurduğumuzun farkındayım. Biran önce içeriğe geçmekte fayda var. 

Çok Güzel Hareketler Bunlar’daki genel skeç konuları oyuncuların kendi hayatlarının özellikle ilk gençlik dönemlerindeki popüler konularıyla, şu anda popüler olan konulara değindiğini söyleyebiliriz. Mesela benim en çok güldüğüm skeçlerden biri olan Barnak İzi skecinde oyunculardan birinin seslendirdiği Aduket şarkısı tamamen 90lı yıllarda atari kültürüne vakıf olanlara hitap ediyordu. Ve şarkının söyleniş biçimi tamamen o dönemin sevilen şarkıcılarından Zafer Peker’i hatırlatıyor. Şarkının sözlerini de paylaşalım ki programı izlemeyen ya da hatırlamayanlara fikir versin. 

Aşkım bitti bundan sonra 
Çektin gittin bunu kabul et

Yaşananlara saygın yoksa 
Al sana benden Aduket
* 

Çok Güzel Hareketler Bunlar programının işleyişi diğer programlara göre daha profesyonelce. Esprinin yapılış zamanlaması izleyiciyi kalpten götürmeyecek şekilde ayarlanıyor. Tabi zaman zaman istisnalar da olabiliyor. Bu istisnalar ekibin ve yazar kadrosunun çeşitliliğinden kaynaklanıyor. Programın teknolojiyi, gündemi birçok noktada yakalaması izleyiciyi daha çok konuya çekiyor. Programda izleyici skeç esnasında müdahale yapamıyor haliyle ancak skeç aralarında başta Yılmaz Erdoğan olmak üzere izleyiciler konu hakkında görüş belirtebiliyorlar. Programın nüktedanlığına da zaman zaman rastlamak mümkün oluyor. Bu nüktedanlık belki de istemeden oluyor yani mesaj verme kaygısından kaynaklanıyor ama güldürürken eğiten yanlarının olmadığını söyleyemeyiz. Programda kullanılan müzikler yukarıda da şarkıdan bahsettiğimiz gibi sıkça kullanılan bir eleman. Bu da müzikal yeteneği olan oyuncular üzerinden gerçekleştiriliyor çoğu zaman. Onlar ilerde albüm bile çıkarabilirler. Programda söylemeden geçemeyeceğimiz özelliklerden birisi oyuncuların fiziki yapılarının espriye katılması. Yani şişman olan zayıf olan uzun olan kısa olan yakışıklı olan güzel olan ayrımında herkes hak ettiği yerde duruyor. Çok Güzel Hareketler Bunlar programı hakkında bu kadar çok cümle kurduğumuzdan da anlaşılacağı üzere günümüzde komedi türü programlardan en beğenerek izlediğimiz program Çok Güzel Hareketler Bunlar. 

Yukarda bahsettiğimiz iki programdan başka komedi programları da var elbette. Anında Görüntü Şov mesela. Bu program mahşeri cümbüş ekibinin tv programı. Popstar ve benzeri ülke gündemini gereksiz yere meşgul eden programların üreticisi olan Osman Tan Erkır’ın programı ancak diğerlerinin aksine kaliteli. Doğaçlama oluyor her şey bu yüzden her zaman güldüremeyen bir program Anında Görüntü Şov. Daha önce Amerika ve İngiltere’de yayımlanan “Whose line is it anyway” programından esinlenerek türetilmiş Anında Görüntü Şov. Programın geniş bir hayran kitlesi var. Nüktedanlık bu programda da Komedi dükkânında olduğu gibi çok az. Nasruddin Hoca kalitesini bu programlarda aramakta belki bizim hatamız. 

Nasruddin Hoca diye yazmış olmam sizleri rahatsız etmesin kaynaklarda ismi böyle geçmektedir. Kendisi ne Timur’la aynı dönemde yaşamıştır ne de hayatında hiç fil görmüştür. Nasruddin Hoca yaşadığı yerler itibariyle serhat illerinde yaşamış diyebiliriz. Gerek Akşehir gerek Sivrihisar o dönemde Hıristiyan âlemine yakın yerlerdi. O yüzden Nasruddin Hoca’nın papazlarla atıştığı fıkraların birçoğunun doğru olabileceğini düşünüyor bu konuda araştırma yapan yazarlarımız bilim adamlarımız. Nasruddin Hoca konusunda en bilgili şahsiyetlerden biri olan Profesör Saim Sakaoğlu’nun da söylediği üzere hocanın yaklaşık 110 fıkrası vardır fakat kendisinin üzerine ihale edilen fıkralarla birlikte bu sayı 2000 i geçmiştir. Maalesef bu sonradan eklenen fıkraların birçoğu müstehcen niteliktedir ve bunları kasıtlı olarak yapan çeşitli yazarlar olmuştur. Amaçları Nasruddin Hoca’nın dini ve mutasavvufi yönlerini zedelemekti. Zaten hepinizin de bildiği üzere Ofli Hoca, falan hacı gibi fıkra kahramanları da bu şekilde hareketlere maruz kalmışlardır. Amaç hep aynıdır. Ancak Pakistan’da Doğu Türkistan’da Nasruddin Hoca nükteleri eğitim amacıyla kullanılmaktadır. Bu nedenle Nasruddin Hoca bizim gibi genç kardeşlerimizin sahiplenmesi gereken ve hocamızın nüktelerini en doğru şekliyle öğrenip ilerde bizden sonra gelecek nesillere aktarması gereken bir şahsiyettir. Başta Prof. Saim Sakaoğlu olmak üzere bu konuda objektif araştırma yapan insanların kitapları okunmalıdır. Yoksa Nasruddin Hoca’nın nükteleri sadece gülmecede kalır. 

GENÇ dergide yayımlanmıştır

No responses yet

Ağu 10 2008

Kağıt Uçaklar

Published by admin under sinema

Oyuncular : Haşim Hakemzade , Rıza Hakemzade , Enis Şekuri
Yönetmen : Ferhad Mehranfer

1959 Doğumlu Mehran Fer in fecr filim festivalinde en iyi filim ve en iyi aktör dallarında ödüllendirilen ilk uzun metrajlı filmi… Kültür Bakanlığında çalışan Haşim Hakimzade, baharın gelişiyle birlikte her yıl olduğu gibi İran köylerinde, gezici film oynatmak için yola çıkar. Bu kez küçük oğlu Rıza da onunla birliktedir. Baba-oğul sinamadan haberi olmayan, hayatında hiç film izlememiş köylüleri beyaz perde ile tanıştırmanın heycanını duymaktadır. Bir perde ve projeksiyon makinesiyle, sinama büyüsüyle tanıştırdığı köylülere farklı bir dunyadan kesitler sunarlar. Modern dünyanın unsurlarından habersiz göçerlerin dupduru yalın ve şiirsel yaşamları da baba oğula yepyeni zenginlikler katar. Köylülerle birlikte onlar da cennet gibi doğada, tabiatın ve sinamanın büyüsünü yeniden keşfederler. Özellikle küçük çocuklar kendilerine dağın öte yanındaki yaşamı anlatan görüntüler sunan baba-oğulla sıcak bir dostluk kuracaklardır.

Filmin konusu böyle filmin düşündürdüğü birçok şey var insana. Bu benim bir hayalimdi. Yani halkı bilinçlendirmek adına seyyar sinemacılık yapmak.

No responses yet

Ağu 09 2008

TERS KÖŞE

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

Öyle bir meslek düşünün ki nesli tükenmekte olan mesleklerimizden, geçmişte en popüler mesleklerdendi, ondan kral meslek olamaz, bir anda kral gibi oluyordunuz, aklınıza bir şeyler geliyor değil mi? Evet, bu meslek darbecilik.  

Darbecilik size bir oyun adı gibi gelebilir. Keşke evcilik, doktorculuk, öğretmencilik gibi bir oyun olsaydı. Biriniz general olurdu, bir diğeriniz suflör. Annenizin evde terlik fırlatamayacağı bir köşede yönetime el koyardınız. 

Darbecilik keşke bir sanat akımı olsaydı diyorum içimden. Nice insanı fırça darbeleriyle gülerken resmedebilirdik. Ağlanacak hallerine gülen insanlara gülerdik. 

Nice yazar bilirim kendilerinin hayat tecrübesini ortaya koymak için “2 darbe 2 savaş görmüş adamım” sözünü kitaplarına önsöz yapmış. 

Büyüklerimiz darbe yıllarını öyle övünerek anlatırlar ki darbeyi onların yaptığını zannedersiniz. Hâlbuki onların amacı sözlerini dinlenebilir kılmak ya da kendilerini danışılması zorunlu bir mevkide göstermekti. 

Ben, e-muhtıra ve tankların yürütülmesi faciası dışında yazılacak yaşam tecrübesi olmayan bir yazar olarak bizden sonraki nesillere “İnşallah yazılacak yaşam tecrübeleri olmaz” diye dua ediyorum. 

Ters Köşe’de her ayın enlerini belirleyelim diyorum.Bu ayın enleri sadece şarkı, film ve resim alanında. 

Ayın Şarkısı :

Neyleyim böyle memleketi neyleyim böyle ülkeyi içinde darbe yapacak general olmadıkça / Jennifer Lopez 

Ayın Filmi

Er-Genekon’u Kurtarmak 

Yönetmen: Sulandırılmış Medya

Aktör:

Er-Genekon- Tutuklanan her hangi bir general 

Ayın Resmi:

Your browser may not support display of this image. 
 Mülayim Sert ismi ile GENÇ DERGİ de yayımlanmıştır.
 

No responses yet

Ağu 06 2008

Kur’ana geçtim bana bir Kur’an verin!!!

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

 

Şantiyeden geldim üzerimi değiştirdikten sonra balkona oturdum. Rüzgarda iyi serinliyorum. Dış kapının telini birileri çekti. İçerden zil sesi geldi. Gidip bakmam lazım, bakasım da yok zil bidaha çaldı. Yerimden kalktım kapıyı açmaya gidiyordum ki annem kapıyı çoktan açtı. Kapıda küçük bir erkek çocuğu vardı. Yaşı 9 filan anca. Annemi görür görmez “Teyze ben camiye gidiyorum, Kur’ana geçtim, evimizde Kur’an yok, alacak paramız da yok, ne olur bana biraz para verin de Kur’an alayım” dedi. Annem “Sana para değil Kur’an versem olur mu” dedi Çocuk “Süper olur” diye bağırdı. Annem kitaplıktaki harfleri en rahat okunan Kur’anı getirdi. Bir de çanta ayarladı belinden yukarı gelecek şekilde omzuna asıp yolladı çocuğu. Ben bunlara biraz kulak misafiri olduktan sonra balkona geri gittim. Aradan 15 dakika mı ne geçti. Yine zil çaldı, bu kez ben açtım kapıyı, annem yorulmasın diye. Yine aynı çocuk, elinde bir Horoz var. “Teyze bana Kur’an vermişti ,ben de civcivken alıp büyüttüğüm horozumu size vermek istiyorum lütfen kabul edin” deyip dışkapıdan içeriye horozu salıverdi. Ben “Hayır hiç gereği yok” falan diyemeden çocuk kaçmaya başladı. Aklıma geldi cebimde babannemin verdiği miktarı önemli olmayan bir para vardı. Çocuğun peşinden koştum her ne kadar koştum desem de siz anlayın ki yürüdüm(Fitness salonunda sakatlandım pek koşamıyorum). Elemana caminin önünde anca yetişebildim. Ve gık demeden cebine parayı sokuşturdum. Yüzüme baktı ben de ona baktım gözlerimiz neredeyse aynı anda ve aynı dolulukla yaş akıtmaya başladı. Bir daha bakamadan ikimiz de evin yolunu tuttuk.(İşte her şey ya nasip)

One response so far

Ağu 03 2008

Mektubat/İmam Rabbani // Tarihe Yolculuk / Osman Nuri Topbaş

Published by admin under kitap

 

Mektubat/İmam Rabbani

Genelde hazretin şeyhi EL-Ahrar hazretlerine yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplar öyle tevazuyla yazılmış ki biz de o tevazu mümkün değildir. Çünkü zat kendini frenk kafirinden bile aşağı görmektedir. Mektuplar konu itibariyle samimi bilgiler içermekte. Tasavvuf hakkında birçok bilmediğinizi öğrenebilirsiniz ancak konular pek derli toplu değil. Bence bu kitap ölmeden okunması gereken kitaplar arasında…

 

Tarihe Yolculuk/ Osman Nuri Topbaş

Daha önce Osman Nuri Topbaş Hocaefendinin Abide Şahsiyetleriyle Osmanlı kitabını okuyanlar için çok hafif gelebilecek bir kitap. Lakin tarihi bilgisi yeni yeni oluşmakta olanlar için tam bir öz kitap.

4 responses so far