Haz 30 2008
Yahya Kemal Günleri

2 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında her çarşamba günü saat 17:30da Türkiye yazarlar birliği Konya şubesinde Yahya Kemal günleri gerçekleştirilecektir.
Haz 30 2008

2 Temmuz-30 Ağustos tarihleri arasında her çarşamba günü saat 17:30da Türkiye yazarlar birliği Konya şubesinde Yahya Kemal günleri gerçekleştirilecektir.
Haz 26 2008

Her şeyde bir hayır vardır esasından hareketle şunu anladık.
1-Biz kupayı alsaydık bize Avrupada hedef kalmayacaktı(Bunu Uefa kupasını alan Galatasaray’ın daha sonra hiçbir istikrar yakalayamamasından dolayı yazıyorum)Eğer hedefe aşama aşama gidilirse daha istikrarlı oluruz
2-Görüldü ki milletce ve ümmetce bizleri bir araya getirebilecek şeyler hala var
3-Yeni nesiller yakalanması için daha çok çalışmalıyız kaliteli futbolcularımız jübilelerinden sonra basit olanı tercih edip spor yazarı spor yorumcusu spor ıvırı spor zıvırı olmak yerine teknik direktörlüğe yetenek avcılığına soyunmalılar
4-Futbol, müzik gibi alanlarda yakanılan başarıların özellikle bilim ve sanat alanında da yakalanması için gayret gösterilmeli
5-Bugün biz gol atınca sevinen Afrikalısından Japonuna kadar tüm ülkelerin bunu niçin yaptığını doğru okumalıyız.
Haz 18 2008
Dün bir arkadaş anlatıyor. Düğüne gitmişler. Kurtlar vadisi pusunun önceki bölümlerinde bilgisayar uzmanı rolüyle yer alan ve dizideki ismi Tamer olan vatandaş Konya’da yaşıyormuş ve o da bu düğüne gelmiş. İşin enteresan tarafı düğünde onu görenler hemen “Niye sattın lan Polat’ı” diye sıkıştırıyorlarmış. Daha önce dizide Süleyman Çakır karakteri öldüğünde gazeteye ilan veren Konya’lıların fanatikliği devam ediyor anlaşılan.
Hep anlatılır sinemacıların senaristlere “Ne olur Yılmaz Güney dayak yemesin” diye yalvardığı. Çünkü o dayak yerse sinemadaki herkes koltukları sandalyeleri sahneye fırlatmaya başlarmış.
Bugün haberlerde Polat Alemdar’ın dizide kız kardeşi rolünde oynayan vatandaşın bir sözüne yer vermişler. Şöyle diyor “Polat’ın bacısı diye benden otopark ücreti almıyorlar”
Gülelim mi ağlayalım mı?
Haz 12 2008

Ben cümle mühendisi,
Sen kaçak avcı,
O, benciliyete yenik düşmüş ısrarkeş(Sagopa Kajmer)
Bu yıl Çin de Fare yılıymış kime ne? Biz UNESCO’nun dediğine bakarız. Bu yılı UNESCO Kaşgarlı Mahmut yılı ilan etti. Ortaokul yıllarında hababam sınıfındaki kel Mahmut’la karıştırdığımız bu büyük insan Dîvânü Lugati’t-Türk’ün yazarıdır. Dîvânü Lugati’t-Türk, dilimizde yazılmış ilk sözlüktür. UNESCO durup dururken niye Kaşgarlı Mahmut yılı ilan etti demeyin. Kaşgarlı Mahmut’un doğum yılı 1008, yani bundan tam bin yıl öncesi. Hani sorulur ya 1000 yıl geçti ne değişti diye. Biz de sorduk kendimize 1000 yıl sonra ne değişti?
Değişen birçok şey var elbette ama değişmeyen şeyler de var. Hala sözlük yazmaya çalışıyoruz mesela.
—Kim çalışıyor?
—Gençler.
—Nerede?
—Ekşi Sözlük, Anti Ekşi Sözlük, Uludağ Sözlük, İTÜ Sözlük, Ezik Sözlük, Otomatik Portakal, Vampircik, Limon Sözlük, Zamane Sözlük, Korsan sözlük, İslami sözlük, Beyaz Sözlük ve daha nicelerinde…
—Niye kardeşim bu kadar sözlük bir tanesi neyinize yetmiyor?
—Kardeşim biz kendimizi tanımlıyoruz kendimizi ifade etmenin savaşını veriyoruz. Bu savaşı vermezsek birileri bizim yerimize tanımlıyor her şeyi.
Hadi tanımla o zaman Genç nedir mesela?
— Genç: Hayattaki hayal kırıklıklarını en yoğun yaşayandır. Metrekareye 20lt hayal kırıklığı düşer bu dönemde. Daha sonra onlarla yaşamayı öğrenirsin ve artik gençliğin tadını çıkartırım dersin, bu kez de gençlik gitmiştir. Yok, yani etrafımdakilerden biliyorum ben, yoksa haala boğuşuyorum hayal kırıklıklarıyla.(Ekşi sözlük)
—Peki, bu gençler ne yer ne içer ne izlerler?
—Gençler “Aç mısın tok musun” yarışmasını izler o yüzden bir şey yiyemezler
— O ne yarışması öyle?
—“Var mısın yok musun” yarışmasına alternatif yarışmadır.
“20 numaralı tencereyi açtırmasan çok iyiydi. Istakozu kaybettin. Şimdi Hamdi Bey’in pilav üstü kuru teklifine aç mısın tok musun?
—Hamdi Bey’e teşekkür ediyorum ama tenceremi merak ediyorum. Tokum Acun Bey.”gibi “Var mısın yok musun” yarışmasına alternatif diyalogların geçtiği yarışmadır(Uludağ Sözlük)
—Peki, bu gençler Ne okurlar?
—Yabancı dilde kitap okurlar yabancı dilde rüya görürler(Korsan Sözlük)
—Kim okutturuyor bu kitapları?
—Asım Gültekin
O kim?
— Kitap okumazsanız hakkımı helal etmem diyen, adam gibi adam.(Ekşi sözlük)
—Peki, sen en son kimin kitabını okudun bakalım?
—Murat Menteş’in Dublörün Dilemma‘sını okudum
—Hım Murat Menteş’i ben de severim. Ziyadesiyle mütevazı bir insan, yani sen o kadar aş coş, sonra gel Pertevniyal Lisesine, ergen veletlere Yusuf kıssasını, Köroğlu’nu Karacoğlan’ı anlat, Osmanlıda esnaf etiğinden dem vur, harikulade bir insan, deli bir abi… Yani hepimiz onu örnek almalıyız, valla bak abartmıyorum,Murat Menteş enstitüsü kurulmalı, bu adam nasıl böyle aştı, coştu diye araştırmalıyız. (İtü sözlük)
—Tabi araştırmalıyız da efsane yazarlar da var bu sözlüklerde. Mesela sen Qazaq’ı bilir misin?
—Uçurulduktan sonra geri dönmeyi başaran sözlüğün takip edilesi yazarlarından değil mi?(ekşi sözlük)
—Canım, orasını herkes bilir gerçekte Qazaq’ın kim olduğunu biliyor musun?
—Gerçek Hayat dergisi yazarlarında Jerfi Qazaq değil mi işte?
—Evet, de o müstearı sonuçta ben asıl adını sordum?
—Peki, araştırayım bakalım kimmiş.
—Senin daha çok araştıracağın şey var bunların hiçbiri normal sözlüklerde yazmaz işte.
—İyi güzel de sen çakma yazarlık yapıyorsun?
—Nasıl Yani?
—Kendin bir şey yazmayıp doldurdun yine bu sayfayı. Senin gibilere çakma yazar denir yani resmi olarak yazarlık görevi üstlenen fakat özgün bir şeyler yazamayan asıl görevi copy paste klanını yönetmek olan yazardır.(limon sözlük)
—Al işte sen de çakma yazarlık yaptın:)
—Sen gül bakalım ben de pek yakında kendi sözlüğümü kurup senin adına binlerce “entry” yazacağım ve sözlüğüm “youtube”dan bile daha çok kapatılacak. Ben bıkmak bilmeden hakkında “entry” yazacağım. Seni sevmeyen bütün “suser”ları toplayacağım.
—Hadi bakalım klavyenden geleni ardına koyma… Ama şunları da unutma e-sözlük kültürü fastfoodlara benzer hızlıdır doyurucudur ama sağlıklı değildir. İnsanlar e-sözlükleri doğrudan bilgi edinmektense, farklı insanların bir konuda düşündüklerini öğrenmek için kullanır. E-sözlüklerde (t)üretilen sözcükler, cümleler halkın arasında daha çabuk yayılır ve kullanımı daha kolaydır. E-sözlüklerin dengelemesi gereken iki konu var: İlki spekülasyon yani yeterince bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, fikir geliştirmek. İnsanlara bu hakkı vermezsen eğlenemezler, ama bunun dozajı arttıkça okumaya değer konular, yazılar azalır. Diğer konu; bilgi yığınları içinde kaybolmanı önleyecek, özetleyici, yönlendirici, tecrübeye dayalı nitelikli bilgilere ulaşma sorunu. E -sözlüklerin en cazip yanı, bu tarz bilgiyi doğrudan veren ya da ulaşmanı kolaylaştıracak “Sağlam entry”ler barındırması
Not: “Sözlükçü milletiz” yazısının yazarı da bu aylık telif haklarını Michael Jackson’a devretmiştir. Bu yazıyı kaynak belirtmeden forumlarda mail gruplarında bloglarda Genç gönüllü faaliyetlerinde kopi pest yapanlar pespayedir hemzemindir düz ovacıdır Hıncal’dır Uluç’tur) (bu da ekşi sözlükten alıntı ama çaktırmayın.
Bidaha not: Yazıya fikri katkılarından ötürü Ayşegül Genç ve Ahmet Akyol’a teşekkür ederim
En son not: Gençsözlük pek yakında aramızda…
GENÇ dergi ve www.cemaat.com da yayımlanmıştır.
Haz 11 2008

Daha dün otobüste izlemiştim “selvi boylum al yazmalım” filmini. Ne güzel de yazmıştı Aytmatov. Sevgi için emek gerekir demişti.
Aytmatov dün gece Almanya’da vefat etti.Türk dünyasında Nobel’i memleketi yererek değil överek alan ilk yazardı.Kitapları mutlak okunması gerekir diye düşünüyorum.
“Gün olur asra bedel” filmi de yakında vizyona girecektir.İzlemenizi tavsiye ederim.
Haz 10 2008

Hollanda-İtalya maçını izlerken Arif Ay’ın Şiirin Kandilleri kitabını okuyorum. Goller geldikçe kitaba olan ilgim de artıyor enteresan bir şekilde. Maç bitene kadar kitap da bitti. Hollanda çok güzel oynuyor eziyor İtalyanları aman Allahım ne güzel goller onlar ne güzel şiirler onlar. Maçın yorumcusu Ömer Üründür de diyor “Hollanda şiir gibi oynuyor.”:)
Ay doğar bir ceylanın gözlerinden
Sanki yüzün
Bir gurbet gece gündüz/
Sevinç mi telaş mı
Tahytaya kalkmış çocuk gibiyim karşında./
Haz 05 2008

Kulağımın en çok sevdiği sanatçıdan daha çok duyduğu o ses ünlüyor “Aşti”yi. Bitiyor yolculuk, bitiyor edebiyat, bitiyor yazı ey yolcu hiçbir metro götürmez adamı memlekete. O zaman terk etmeli Aşti’de hem metroyu hem de Ankara’yı…
İlk Kez Ölçü Dergisi’nde yayımlanmıştır.
Haz 05 2008

Anayasa mahkemesi:)))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Buna ancak gülünür:))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))))
Haz 01 2008
Bugün Konya’dayım. Az önce dedemle yaklaşık 20 tane kayısı fidanı diktik. Fidanların vereceği kayısıların kime nasip olacağı bilinmez ancak bizler dikmekle yükümlüyüz.
Fidanları dikerken dedem, ben Ankara’dayken vefat eden komşumuzdan bahsetti. Yaklaşık 80 yaşlarında olan Hikmet Amca vefat ettiği gün akşama kadar bahçesine bir sürü meyve fidanı dikmiş. Yatsı namazını camide kılıp evine geldiğinde vefat etmiş.
Bu ölüm aklıma şu hadis şerifi getirdi şüphesiz sizlerin de aklına gelmiştir okuyunca.
“Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin.”
May 28 2008

Bugün Murat bana bir iğde dalı kopardı ne de güzel kokuyordu.Her yer iğde kokuyor. Harika. Winamp listemdeki favori şarkılar Ezginin Günlüğü’nden Sardunya ve Fuat Saka’dan yine bir Ezginin Günlüğü şarkısı olan “leylak”yarın buraya eklerim dinlersiniz sizler de.