Haz
30
2008

1- Peygamberimiz(s.a.v.) 20. dereceden dedesi Adnan Hz İsa ile aynı dönemde yaşamıştır. Adnan okuma yazma bilir ve döneminin kavminin en bilginlerindendi. İşte bana enteresan gelen nokta burası Allah(c.c.), 20. göbekten dedesi bile âlim olan bir şahsı vahyi karşısında insanlar “Kendi uydurmuştur” diyemesinler diye ümmi olarak koruyor.
2- Peygamberimizin(s.a.v.) isminin diğer dillerdeki çevirisi şunlardır: Rumca=Baraklitus İbranice=Faraklit Süryanice=Munhamenna
3- Peygamberimizin(s.a.v.) peygamber olacağını neredeyse birkaç kitap karıştırmış herkes söylemesine rağmen peygamberliğini ilan ettikten sonra neredeyse tüm insanlar karşı çıkmışlardır.
4- Cebrail(Namusulekber) o dönemde ismi kullanılmıyordu. Bu yüzden Peygamberimizin(s.a.v.) başına gelenleri Hz Hatice Varaka bin Nevfel’e anlattığında çok şaşırmıştı. Çünkü bu ismi sadece İncil’de okumuştu. Başka yerde ne duymuş ne okumuştu. Fakat bu konuda yine de Hz Hatice’ye peygamberimizi(s.a.v.) sınattırdı. Bu olay da şöyledir: Hz Hatice ve peygamberimiz(s.a.v.) hiraya birlikte giderler. Hz Hatice Cebrail görününce kendisine haber etmesini ister Peygamberimizden(s.a.v.). Ve Peygamberimiz(s.a.v.) haber edince önce sol dizine oturmasını ister Peygamberimizin(s.a.v.). Oturduktan sonra sağ dizine geçmesini ister daha sonra kucağına oturmasını ister bu yapılanların hepsinde Cebrail isimli melek hala görünmektedir. En sonunda hz Hatice başına sardığı örtüyü açar ve tekrar sorar Peygamberimize(s.a.v.) Cebrail hala var mı diye “ Sen başörtünü çıkarınca kayboldu”der. Hz Hatice de bunun Cebrail olduğuna kanaat getirir. Çünkü Varaka bin Nevfel meleklerin insanlar arasındaki namusa da dikkat edeceğini söyler. Şüphesiz benim buradan çıkardığım şey şudur: “Başörtüsünün namusla ilişiği İslam’ın vahyolunduğu ilk günden beri var oluşudur.
5- Zeyd bin Amr, Peygamberimizin(s.a.v.) tabiriyle “Hz İsa ile peygamberimiz(s.a.v.) arasındaki tek kişilik ümmettir. Çünkü Zeyd bin Amr hak olan dini aramaya çıkmış ve onun vasıfları tam olarak İslam’a denk düşmektedir. Ancak Hristiyan ve Yahudiler ile karşılaştıktan sonra bunların hatalı yanlarını keşfetmiş ve kendi memleketinden bir peygamber geleceğini öğrenmesinin ardından memleketine dönerken bir topluluk tarafından öldürülmüştür.
.
Haz
21
2008

Kitap üç kısımdan oluşuyor. Bikanaat, akordsuz zamanlar,sensizliğe ismindeki kısmlardan bence en etkilisi bikanaat. Bikanaat kısmındaki öyküler şahane ve çok zekice ama diğer kısmlardakiler için aynı şeyleri söyleyemem. Edebiyat Ortamı dergisinde de öykü yayımlayan Gökhan Özcan kaliteli bir öykücü.
Haz
10
2008

Hollanda-İtalya maçını izlerken Arif Ay’ın Şiirin Kandilleri kitabını okuyorum. Goller geldikçe kitaba olan ilgim de artıyor enteresan bir şekilde. Maç bitene kadar kitap da bitti. Hollanda çok güzel oynuyor eziyor İtalyanları aman Allahım ne güzel goller onlar ne güzel şiirler onlar. Maçın yorumcusu Ömer Üründür de diyor “Hollanda şiir gibi oynuyor.”:)
Ay doğar bir ceylanın gözlerinden
Sanki yüzün
Bir gurbet gece gündüz/
Sevinç mi telaş mı
Tahytaya kalkmış çocuk gibiyim karşında./
Haz
02
2008
/Sendeki santa lüçiyan gözleri
Bendeki harzemşah/
/Akvaryumda balık resmi
Çekilmiş nehir/
/Burası bir adam
Bir aşk çapında/
/Son sigaramdın
Gidişin antinikotin/
Cahit Zarifoğlu anlaşılmazlıkla eleştirildi yıllarca, lakin ben doğu sanatlarının hepsinde gizemin olduğunu düşünüyorum ve Cahit Zarifoğlu’nun şiirinin tam doğru olduğunu düşünüyorum.
May
17
2008
Nuri Pakdil Maraş Edebiyat damarını yeniden güçlendiren büyük usta. Ne de güzel yazıyor küçücük kitabında.
Salon:Kitaplığın söküldüğü oda
Kutular. Paketler.
İki el. Altı el. Dört el. Sekiz el.
Zaman:bakamıyorum
Göç:Patlaması mütemadiyen geciken bir bomba mı?
Bu da bir tanıklık…
May
11
2008
Hüseyin Rahmi Göktaş, dilimizi silkeleyen bir yazar. Kelimelerin köklerine iniyor. Türkçe adına gerçek bir devrim yapıyor. Ben Sen Oğ kitabı mutlaka okunmalıdır diye düşünüyorum.Rasim Özdenören’in kitap ve yazar hakkındaki düşüncelerini okuduğunuzda zaten dikkat kesileceksiniz.İyi okumalar.
Nis
15
2008

Merhum Şair Ali Rıza Uluçamlıbel’e
Yeni bir okula başlayıp güleryüzlü öğrencilerle tanıştığı gün, seneler önce tanıştığı o sarı benizli öğretmenin ölüm haberini aldı. Bugün kendisiyle tanışıp yeni bir öğretmen tanıyan güleryüzlü öğrencilerin, seneler sonra kimin ölüm haberini alacaklarını sordu kendine.(Abdullah Harmancı, Yerlere Göklere/Ölüm Haberi)
Ali Rıza Uluçamlıbel aile dostumuzdu. Üstadım Abdullah Harmancı’dan Allah razı olsun ve Merhum şairimize de Allah rahmet eylesin.
Mar
22
2008

İç içe disiplin daireleri: Ceberut dairesi, melekût dairesi, kitaplar dairesi, peygamberler dairesi, veliler dairesi, insanlar dairesi ve tüm canlı cansız dairesi.18
Günün adamı değil demin adamı olmak.24
Diriliş eri olmak bu çağda da inanç erleri, ahlak kahramanları, büyük Müslüman şairler, mimarlar, musikişinaslar, bilginler,askerler, devlet adamları yetiştirmeyi inançtan ayırmamak demektir. 29
Üzüm şarabına karşın seher sarhoşluğu vaat etmek…36
Mar
01
2008

Ey aşk eri aç gözünü yeryüzünü eyle nazar
Gör bu latifleri bezeniben geldi geçer
Bunlar böyle özeniben dosttan yana uzanıben
Bir sor ahi sen bunlara nereyedir azm-i sefer(sf 20)
Yunus Emre bizim özümüzdür. Müslüman Türk’ü sıksan ancak Yunus çıkar. O Türkçemizin aslını işlemiş İslam tasavvufunu birebir yaşamış ve aşka gerçekten gönül vermiştir.Onun divanı bizim baş tacımızdır.Okunmasında mutlak yarar vardır.
Mar
01
2008
Kitap günlük yazılardan oluşmakta özellikle Kıbrıs la ilgili sıkıntıların had safhada olduğu dönemde yazılmış yazılar.
Kitaptaki en güzel yazı Maraş’ın kurtuluşuna değinen Süt ve Tabanca başlıklı yazı.
Dışıyla savaşmayan içiyle savaşır (sf:11)
Bugün sahte Meryem Ana evine övgüler yağdıranlar Aydınoğlu İsa Bey camiinden hiç bahsetmez.(sf 13)
Başkasını bilen zekidir kendini bilen akıllı, başkasını yenen kuvvetlidir kendini yenen kudretli.
Batı konkav bir pandomima, doğu konveks bir mimik olmuştur.
Kahraman, şuurlu bir elektriktir. İyiyi aydınlatır kötüyü çarpar. (sf 16)
Akifi anmak kendini anmaktır. (sf 30)
Aslanın vücudu yediği hayvanlardan mürekkeptir,(şair valery sf:106)
İlk sağ ve sol kelimeleri islamın malıdır. Kuranda “ne mutlu o sağcılara… veyl solcular..” şeklinde geçer bir çok yerde. (Sf:125)
