NAZAR
Uzat boynuna hamaylıklar bağlayayım
Ulu ağaç gibi
Yaşken eğilmeyesin
Yaşlıyken eğmeyesin…
Yüksek rakımlarda ağlayayım
Kartallar gibi
Pençelerin beni ayırmasın
Benden ayrılmayasın…
Uzat boynuna hamaylıklar bağlayayım
Ulu ağaç gibi
Yaşken eğilmeyesin
Yaşlıyken eğmeyesin…
Yüksek rakımlarda ağlayayım
Kartallar gibi
Pençelerin beni ayırmasın
Benden ayrılmayasın…
Yollar davamızı sırtında taşısın
Koşuşturanı bir biz kaldık
Geceler karanlığı kaşısın
Uyanığı bir biz kaldık…
Mülteci isteksizliklerimize rağmen
Göç diyarlarında ayak izimiz çınlasın…
Sırtımızda asırların hamulesi varken
Uykular unutkanlığımızı sayıklasın…
Sulara karışsın pusuda gölgeler
Çamurlar arkamızda barınsın
Erisin güneşte baykuşlar ve iblisler
Gönlümüzde ürpertiler arınsın…
İşte bu sefer…
Kardeşlik menfaatlerden sıyrılsın
İşte bu seyrüsefer…
Zaman mekândan ayrılsın…
Lodosun karga tulumba beklentiye götürdüğünü
Merdiven başında uyuyakalışlarımdan bilirim
Her uyanış getirecek oldu yeni bir günü
Unutturamadı bir öncekinin öldüğünü…
Güneşin her iki kızıllığında kanayan denizi
Gözlerimin kısıklaşmasından bilirim
Zamanın işlemediği o karanlık dehlizi
Gelmeyişlerle öğretti her bulanık ayak izi…
Duman, yürüyor
Duman duman yürüyor…
Eteklerinde gölgeler beliriyor
İnce bir ıslık
Sonra içli bir keman
Tar gaydası arkadan
Ve duman,
Duman, yürüyor
Duman duman yürüyor…
Renkler ararım,
Kör gözümün fehiminden doğan
Güldüğüm gün,
Ertesinde ağlarım…
Bilinçaltı bir hüsrandır
Sağır duygular
Sessiz de olsa
Beyne yönelmiş isyandır…
İstasyonlardan çıkar eski isyanlar
Lokomotif sesi daha bir öfke verir
Kızgın kalabalığa yayılır
Yurdun vücudu ışıldar…
fairouz söyle şarkını sen
beyrut çökerken
telaviv büyürken
ölüm de ölürken
sahillere kızıl dalgalar vuruyor
güneş balçık tutuyor
kanayan denizi gizliyor
fairouz söyle şarkını sen…
TASALLUT
Hey! Diye bir nida mıydı?
Yoksa bükülen bir dem mi?
Bir evham bir hörf
Bir eski zaman büyücüsü mü?
Terazinin kefesinden biri boş
Tartılmıyor adaletsizlikler
Eşi benzeri yok
Bu yargısız endamın
Yapıştı gitmiyor üzerimden
Kum saati akmıyor
Haznenin kum birikmemiş köşesine
Ve zaman bitmiyor ozaman
Ve yalnızlık gitmiyor ozaman…
Karanlıkta oturan adam
Kilometrelerce uzaktaki cüce
Bir tek onlar meydan okudu
Alemi karartan bu güce
Kardeşlikleri yitirilmiş halktandılar
Birisi türk diğeri arap
Onlar inandıkça onarıldı
Tarumar gönüllerdeki mihrap
Karanlıktaki adama bombalar yağdı
Gecelerce günlerce
Cücenin içi yandı
Dua gönderebildi sadece…
Buhran, nöbet, sağanak
Saçlara düşen ak
Vaktin sesini bulup
Aydınlığa kavuşmak
Kendi nefesinde boğulurken
Şifa niyetine konulurken
Benliğin hırsına doyup
Hizmetin elinden tutmak…
Pencerede perdeyim
Feri bekler iken
Her an kederdeyim
Bu kederden ki
Sade özlem türküsü çalar telim
Ve her şiir kabıma sığmaz benim…