Tag Archive 'genç dergi'

Haz 12 2008

Sözlükçü Milletiz

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi, genç, Önemli

 

Ben cümle mühendisi,
Sen kaçak avcı,
O, benciliyete yenik düşmüş ısrarkeş
(Sagopa Kajmer)
Bu yıl Çin de Fare yılıymış kime ne? Biz UNESCO’nun dediğine bakarız. Bu yılı UNESCO Kaşgarlı Mahmut yılı ilan etti. Ortaokul yıllarında hababam sınıfındaki kel Mahmut’la karıştırdığımız bu büyük insan Dîvânü Lugati’t-Türk’ün yazarıdır. Dîvânü Lugati’t-Türk, dilimizde yazılmış ilk sözlüktür. UNESCO durup dururken niye Kaşgarlı Mahmut yılı ilan etti demeyin. Kaşgarlı Mahmut’un doğum yılı 1008, yani bundan tam bin yıl öncesi. Hani sorulur ya 1000 yıl geçti ne değişti diye. Biz de sorduk kendimize 1000 yıl sonra ne değişti?

Değişen birçok şey var elbette ama değişmeyen şeyler de var. Hala sözlük yazmaya çalışıyoruz mesela.
—Kim çalışıyor?
—Gençler.
—Nerede?
—Ekşi Sözlük, Anti Ekşi Sözlük, Uludağ Sözlük, İTÜ Sözlük, Ezik Sözlük, Otomatik Portakal, Vampircik, Limon Sözlük, Zamane Sözlük, Korsan sözlük, İslami sözlük, Beyaz Sözlük ve daha nicelerinde…
—Niye kardeşim bu kadar sözlük bir tanesi neyinize yetmiyor?
—Kardeşim biz kendimizi tanımlıyoruz kendimizi ifade etmenin savaşını veriyoruz. Bu savaşı vermezsek birileri bizim yerimize tanımlıyor her şeyi.

Hadi tanımla o zaman Genç nedir mesela?
— Genç: Hayattaki hayal kırıklıklarını en yoğun yaşayandır. Metrekareye 20lt hayal kırıklığı düşer bu dönemde. Daha sonra onlarla yaşamayı öğrenirsin ve artik gençliğin tadını çıkartırım dersin, bu kez de gençlik gitmiştir. Yok, yani etrafımdakilerden biliyorum ben, yoksa haala boğuşuyorum hayal kırıklıklarıyla.(Ekşi sözlük)

—Peki, bu gençler ne yer ne içer ne izlerler?

—Gençler “Aç mısın tok musun” yarışmasını izler o yüzden bir şey yiyemezler
— O ne yarışması öyle?
—“Var mısın yok musun” yarışmasına alternatif yarışmadır.
“20 numaralı tencereyi açtırmasan çok iyiydi. Istakozu kaybettin. Şimdi Hamdi Bey’in pilav üstü kuru teklifine aç mısın tok musun?
—Hamdi Bey’e teşekkür ediyorum ama tenceremi merak ediyorum. Tokum Acun Bey.”gibi “Var mısın yok musun” yarışmasına alternatif diyalogların geçtiği yarışmadır(Uludağ Sözlük)

—Peki, bu gençler Ne okurlar?
—Yabancı dilde kitap okurlar yabancı dilde rüya görürler(Korsan Sözlük)

—Kim okutturuyor bu kitapları?
—Asım Gültekin
O kim?
— Kitap okumazsanız hakkımı helal etmem diyen, adam gibi adam.(Ekşi sözlük)

—Peki, sen en son kimin kitabını okudun bakalım?
—Murat Menteş’in Dublörün Dilemma‘sını okudum
—Hım Murat Menteş’i ben de severim. Ziyadesiyle mütevazı bir insan, yani sen o kadar aş coş, sonra gel Pertevniyal Lisesine, ergen veletlere Yusuf kıssasını, Köroğlu’nu Karacoğlan’ı anlat, Osmanlıda esnaf etiğinden dem vur, harikulade bir insan, deli bir abi… Yani hepimiz onu örnek almalıyız, valla bak abartmıyorum,Murat Menteş enstitüsü kurulmalı, bu adam nasıl böyle aştı, coştu diye araştırmalıyız. (İtü sözlük)

—Tabi araştırmalıyız da efsane yazarlar da var bu sözlüklerde. Mesela sen Qazaq’ı bilir misin?
—Uçurulduktan sonra geri dönmeyi başaran sözlüğün takip edilesi yazarlarından değil mi?(ekşi sözlük)
—Canım, orasını herkes bilir gerçekte Qazaq’ın kim olduğunu biliyor musun?
—Gerçek Hayat dergisi yazarlarında Jerfi Qazaq değil mi işte?
—Evet, de o müstearı sonuçta ben asıl adını sordum?
—Peki, araştırayım bakalım kimmiş.
—Senin daha çok araştıracağın şey var bunların hiçbiri normal sözlüklerde yazmaz işte.
—İyi güzel de sen çakma yazarlık yapıyorsun?
—Nasıl Yani?
—Kendin bir şey yazmayıp doldurdun yine bu sayfayı. Senin gibilere çakma yazar denir yani resmi olarak yazarlık görevi üstlenen fakat özgün bir şeyler yazamayan asıl görevi copy paste klanını yönetmek olan yazardır.(limon sözlük)
—Al işte sen de çakma yazarlık yaptın:)
—Sen gül bakalım ben de pek yakında kendi sözlüğümü kurup senin adına binlerce “entry” yazacağım ve sözlüğüm “youtube”dan bile daha çok kapatılacak. Ben bıkmak bilmeden hakkında “entry” yazacağım. Seni sevmeyen bütün “suser”ları toplayacağım.
—Hadi bakalım klavyenden geleni ardına koyma… Ama şunları da unutma e-sözlük kültürü fastfoodlara benzer hızlıdır doyurucudur ama sağlıklı değildir. İnsanlar e-sözlükleri doğrudan bilgi edinmektense, farklı insanların bir konuda düşündüklerini öğrenmek için kullanır. E-sözlüklerde (t)üretilen sözcükler, cümleler halkın arasında daha çabuk yayılır ve kullanımı daha kolaydır. E-sözlüklerin dengelemesi gereken iki konu var: İlki spekülasyon yani yeterince bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak, fikir geliştirmek. İnsanlara bu hakkı vermezsen eğlenemezler, ama bunun dozajı arttıkça okumaya değer konular, yazılar azalır. Diğer konu; bilgi yığınları içinde kaybolmanı önleyecek, özetleyici, yönlendirici, tecrübeye dayalı nitelikli bilgilere ulaşma sorunu. E -sözlüklerin en cazip yanı, bu tarz bilgiyi doğrudan veren ya da ulaşmanı kolaylaştıracak “Sağlam entry”ler barındırması

Not: “Sözlükçü milletiz” yazısının yazarı da bu aylık telif haklarını Michael Jackson’a devretmiştir. Bu yazıyı kaynak belirtmeden forumlarda mail gruplarında bloglarda Genç gönüllü faaliyetlerinde kopi pest yapanlar pespayedir hemzemindir düz ovacıdır Hıncal’dır Uluç’tur) (bu da ekşi sözlükten alıntı ama çaktırmayın.

Bidaha not: Yazıya fikri katkılarından ötürü Ayşegül Genç ve Ahmet Akyol’a teşekkür ederim
En son not: Gençsözlük pek yakında aramızda…

GENÇ dergi ve www.cemaat.com da yayımlanmıştır.

No responses yet

May 12 2008

Rasim Özdenören’e Genç ziyareti

Published by admin under genç

p5090007.JPG

Geçtiğimiz cuma gecesi saat 23:30da Rasim Baba’nın evine gittik. Ekip’de kimler vardı derseniz: M.Lütfi Arslan(Genç Dergisi Editörü), Asım Gültekin(Cafcaf Dergisi editörü) Mustafa Kaman(Ölçü Dergisi Yazarlarından), Mustafa Özcan( Ölçü Dergisinin danışmanlarından) ve fakir.

Rasim Abi ile Türk Dil Kurumundan Türkçe’yi en güzel kullanan yazar ödülü  ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkünde edebiyatçılara verdiği yemek üzerine konuştuk.

Ayrılırken de Genç dergimizden ve Ölçü dergimizden hediye ettik.

2 responses so far

May 06 2008

21.Yüzyılda GENÇlik Söyleşisi

Published by admin under Fakir ve Ruznamesi

Genç dergi editörü Mehmet Lütfi Arslan ve Cafcaf dergisi editörü Asım Gültekin ile 21.yüzyıl gençleri üzerine bir söyleşi.

21.yüzyılda genç olmanın tüm yükünü sırtına yüklenmiş gençleri 10 Mayıs 2008 günü Adnan Ötüken Kütüphanesi’nde aramızda görmek isteriz.

No responses yet

Mar 07 2008

Kin/mler arası diyalog!?

Published by admin under genç

Fatma Nine

NEDEN SEBEP?( Ulak filminden)

On beş yıl önce yayınlanmaya başlayan Siyaset Meydanı isimli tartışma programı, on beşinci yılındaki ilk programını başörtüsü yasakları konusuna ayırdı. Popülerliğinden değil, bu konuda aynı ülkenin vatandaşı olmasına rağmen aynı kültürü aynı ideolojiyi paylaşmayan insanların tavırlarını merak ettiğim için izledim Siyaset Meydanı’nı. Yıllardır devam eden bu program lafla dövüş sanatını icra edenlerin gösterisi niteliğinde. Ancak bu kez programın sunucusu Ali Kırca, programa katılanlara bir şov düzenlemişti. Bir onur ödülü verilecekti. Bu ödüle, Çanakkale savaşını görmüş ve bu savaşta babasını vatana şehit vermiş olan Fatma Nine’yi layık görmüşlerdi. Devletin verdiği şehit ailesi maaşını reddeden Fatma Nine, ekranda gösterildiği anda programa katılıp başörtüye karşı fikirlerini sergileyecek olanları nakavt etmişti. Çünkü o bir başörtülüydü ama sırf başımda bulunsun diye örten bir başörtülü değil, saçının tek telini göstermeyecek kadar hassas ve gözü yaşlı. On beş yıl önce saçları simsiyah olan Müjdat Gezen’in şimdi bembeyaz olan saçlarıyla yine on beş yıl önce saçları bembeyaz olan Zekeriya Beyaz’ın kapkara olan saçları asla Fatma ninenin saçları kadar şanslı değildi. Dini konularda ilk önce Zekeriya Beyaz’ın görüşlerine yer verilir bu ülkede halbuki adamın görüş açısının kısıtlı olduğunu sıradan bir doktora sorsanız bile söyleyebilir, illaki göz doktoruna gitmeye gerek yok. İşte Zekeriya Beyaz’ın ilk şovunu bu programda yaptığını hatırlatıyor Ali Kırca. Göz ve söz aldatmacasıyla insanların beynini nasıl yıkadığını söylemesine gerek yok biz zaten biliyoruz. Ancak başörtüsü konusu hakkında görüşleri sorulduğunda hiçbir şey bilmediğini itiraf ederek (itiraftan ziyade umursamazlık da olabilir) internette arattığını ve türbanın ilk kez Lübnan da kullanıldığını söyleyerek başörtünün aslında insan kaynaklı bir kural olduğunu söyleyebilecek kadar cüretkâr şarkıcılar Fatma Nine’yi görmezden gelemezdi.

Siyaset meydanında ne olup bittiğinin bizi ilgilendiren tarafı bu kadar, daha fazlasını merak edenler programı tekrar tekrar izleyebilirler. Biz kendi konumuza /konumumuza dönelim yani yasağın konulduğu ülkede yaşayan herhangi bir genç olalım şimdi. Ve düşünelim, okullarda neler yasaklanıyor neler yasaklanmıyor.

Sigara: Yasak olduğu söyleniyor ama sınıfta sigara içen hocalarımız bile var. Hatta “burada sigara içmek yasaktır” yazısında gördüğü her noktaya, biten sigarasının ucunu yapıştırarak aklı sıra espri yeteneğini konuşturan arkadaşlarımız da var. Pipoyla dolaşıp tütünün sağlığa zararlı olmadığını söyleyerek bizleri pasif tiryaki yapan hocalarımız bile var.

Alkol: Bunun tamamen yasak olduğu söylenmesine rağmen akşam saatlerinde odasına girdiğimiz profesörlerimizden sarhoş olduğu için nara atanlarını da gördük. Onlardan bugünlerde “üniversitelerde başörtüsüne karşıyız” naralarını televizyon radyo gazete gibi basın organlarında sıkça işitiyoruz. Yılbaşı akşamları okulda sabahlayanlar zinde kafalarıyla mı duyuru panolarının camlarını kırarlar?

İlişkinin her türlüsü: Kız erkek ilişkilerinin haddini hesabını tutmak zaten mümkün değil. Okulun kantininde s. marka gazozun reklâmında şöyle yazıyor “Bu kantindeki herkes sevgilinden gözlerini ayıramıyor”. Ama erkek-erkeğe kız-kıza birlikteliği teşvik eden resmiyette gizli faaliyette ayan beyan olan topluluklar da var.

Doğru, niye sayıyorum ki bunları? Sağlığa zararının tıp tarafından ispatlandığı bunca şey kâğıt üzerinde yasak olduğu halde görmezden gelinirken bir metrelik örtü çok görülüyor. Ve bunu kendilerinin Müslüman olduğunu söyleyenler yapıyor. Okullarda siyasi şeylerin özellikle yasaklandığını söyleyenlere de inanmak mümkün değil. Üniversitelerin içinde kendi dergilerini, broşürlerini dağıtan birçok siyasi fikir toplulukları var. Fırsat bulduklarında okul içinde toplanıp siyasi slogan atanlar şimdiye kadar hep görmezden gelindi. Gece yarısına kadar polisin, hükümetin aleyhinde hakaret edenlerin güvenliğini sağlamak için kampus kapılarında polisler bekledi.

Dinler arası diyalog, medeniyetler buluşması gibi fikirlerin yaygın olduğu son zamanlarda Müslümanlığın gereğini yapmaya çalışanlarla Müslüman olduğunu söyleyenler arasında bile bir diyalog sağlanabilmiş değil. Karşılıklı kinleşmeler kamplaşmayı hızla artırırken belki de hayatlarında hiç tartışmamış iki kız kardeş birbirine düşmanlaştırılıyor. Bu yasağın etkisinin sadece üniversitede olduğunu düşünmek, sokaktan haberdar olmamakla açıklanabilir. Çünkü bir kuaförün yanında çalışmak isteyen kızcağıza patronun, “gelen bayanları kaçıracağını“söyleyerek işe almadığını ve benzer birçok olayı yazılı-görsel basında çok gördük.

Başörtüsü konusundaki duruşumuz sadece bir kıyafetin takılıp takılmaması mevzuu üzerine değil, Allah’ın bir emrini yerine getirebilme özgürlüğüne dairdir. Okula şortla gelmeyi mecbur etmek kadar aptalca, böyle bir yasağı koymak.

İlk Kez GENÇ dergide yayınlanmıştır…

No responses yet

Mar 01 2008

GENÇ KONYA ŞÖLENİ

Published by admin under genç

Çok güzel bir şölen gerçekleştirdik. 25 Ocak 2008 günü o soğuk havada yaklaşık üçbin kişi geldi Mevlana Kültür Merkezine.İşte şölenden kalan tatlı hatıraların fotoğrafları.

http://www.flickr.com/photos/architectsami/

No responses yet

Şub 07 2008

KAHVE MOLLASI

Published by admin under öykümsüler

Fincanın dibindeki telveyi süzüyordu sakallı çekik gözlü adam.Karşısındaki ise onun mimiklerinden bir anlam çıkarmaya çalışıyordu.Çekik gözlü adamın gözleri aniden faltaşı gibi açıldı.Gördüğü her neyse onu dehşete sürüklemişti.Usulca üzerine yığıldığı koltuk kılıklı sandalyeden kalktı kısık ama keskin bir ses tonuyla o uğursuz lafı ediverdi.”öleceksin”deyişi çadırda yankılandı bu imkansızdı çünkü çadır sesi yankılatmazdı.Bu sözü karşıdakini ne kadar etkilediğini görmek için ayinsel bir zevklekarşısındaki adma baktı.Adam çoktan ölümün habercisiyle helalleşmiş ruhunu teslim etmişti.adam düpedüz beton kesilmiş ve ses bu yüzden amfi heyecanı vermişti çadıra.çekik gözlü hoca ilmini kimseye aktaramıyordu çünkü her öğrencisi son derste ölüveriyordu;fakat kendisi böyle olmamıştı.Hocası keyfi-i Mehmet Efendi den son dersi alacağında hocası ona öleceksin demiş oda duraksamadan sen de öleceksin demişti.bunu duyan keyfi-i Mehmet Efendi ölüvermişti çünkü keyfe keder verilmişti…

 

No responses yet