Mar 01 2008
NAZAR

Uzat boynuna hamaylıklar bağlayayım
Ulu ağaç gibi
Yaşken eğilmeyesin
Yaşlıyken eğmeyesin…
Yüksek rakımlarda ağlayayım
Kartallar gibi
Pençelerin beni ayırmasın
Benden ayrılmayasın…
Mar 01 2008

Uzat boynuna hamaylıklar bağlayayım
Ulu ağaç gibi
Yaşken eğilmeyesin
Yaşlıyken eğmeyesin…
Yüksek rakımlarda ağlayayım
Kartallar gibi
Pençelerin beni ayırmasın
Benden ayrılmayasın…
Mar 01 2008

Yollar davamızı sırtında taşısın
Koşuşturanı bir biz kaldık
Geceler karanlığı kaşısın
Uyanığı bir biz kaldık…
Mülteci isteksizliklerimize rağmen
Göç diyarlarında ayak izimiz çınlasın…
Sırtımızda asırların hamulesi varken
Uykular unutkanlığımızı sayıklasın…
Sulara karışsın pusuda gölgeler
Çamurlar arkamızda barınsın
Erisin güneşte baykuşlar ve iblisler
Gönlümüzde ürpertiler arınsın…
İşte bu sefer…
Kardeşlik menfaatlerden sıyrılsın
İşte bu seyrüsefer…
Zaman mekândan ayrılsın…
Mar 01 2008
Renkler ararım,
Kör gözümün fehiminden doğan
Güldüğüm gün,
Ertesinde ağlarım…
Bilinçaltı bir hüsrandır
Sağır duygular
Sessiz de olsa
Beyne yönelmiş isyandır…
İstasyonlardan çıkar eski isyanlar
Lokomotif sesi daha bir öfke verir
Kızgın kalabalığa yayılır
Yurdun vücudu ışıldar…
Mar 01 2008
Karanlıkta oturan adam
Kilometrelerce uzaktaki cüce
Bir tek onlar meydan okudu
Alemi karartan bu güce
Kardeşlikleri yitirilmiş halktandılar
Birisi türk diğeri arap
Onlar inandıkça onarıldı
Tarumar gönüllerdeki mihrap
Karanlıktaki adama bombalar yağdı
Gecelerce günlerce
Cücenin içi yandı
Dua gönderebildi sadece…

Mar 01 2008

Buhran, nöbet, sağanak
Saçlara düşen ak
Vaktin sesini bulup
Aydınlığa kavuşmak
Kendi nefesinde boğulurken
Şifa niyetine konulurken
Benliğin hırsına doyup
Hizmetin elinden tutmak…
Mar 01 2008

Pencerede perdeyim
Feri bekler iken
Her an kederdeyim
Bu kederden ki
Sade özlem türküsü çalar telim
Ve her şiir kabıma sığmaz benim…
Mar 01 2008
bahçelerde yırtınan serçe yalnızlığı
neyin potasında eriyerek
meşke gönül verir
ufacık esen rüzgar
pelit dallarında tutunarak
bir kanada güç verir…
aşk elinden yorgun düşen
serçe, gözyaşına bakar
ruhunun çıktığını sanarak
ayaküstü bir akşamüstü
ölüverir.
yas tutar pelit ağaçları
dallarını yere eğiverir
yeni bir sabah olana dek.
ilk ışık ile hayati mevcudiyet
zılgıtları cıvıltılara sevkediverir.
(EN BÜYÜK FIRTINALARDAN SONRA BİLE SERÇELER ÖTÜŞMEYE DEVAM EDERLER,VE BİR SERÇE AĞLADIĞINDA ÖLÜR…)
Mar 01 2008
esmer bir gökyüzü düşün.
söz!
pamuk tarlalarını ben koyarım.
güneşe sahip çık.
gündüzler yanmasın.
gökten haber dinle.
dünya uyanmasın.
Mar 01 2008
senin bugün çok yoruldum deyişin uykunun geldiğine
senin çay içerken parmağını kaldırışın sıradanlığın güzelliğine delalettir.
genellemeler yapmaktan korkan bu adamın genelleme yapmaya başlaması
her şeyin şah damara dayandığı anlamına gelmektedir…
Mar 01 2008
sesinin ucunda yanıklık hissedilen her çocuk
bir mini ibrahim tatlıses potansiyeli taşır şehrimde..
soyunmayı sanat sayanlarla
hayatı tüm çıplaklığıyla anlatanların kavgası duyulur
her yazlık sinema çıkışlarında şehrimin…
her araba süren genç delikanlının
pioner marka teybinin sesini yükselttikçe
adamlığı artıverir bir anda
şehirler arası terminale
son zaman modası ile gidilir
ve çift dingilli gözyaşlarıyla dönülür
giden mutlaka önemlidir
çünkü gitmek yeterli önemi verir insana
ya da gitmeyince anlaşılmaz önemi kimsenin
şehrimin göbeğinde yüksek apartmanların pencerelerine
yerleştirilmiş çicekler kurar içeri ile dışarının
mahremiyet ilişkisini
ya da eskinin yeniye direnişinin
son belgesi görevini üstlenirler bir nevi
trafik olmaz şehrimde ama geç kalınca bir yere
varmış izlenimi verir her adam
araba sayısı kadar bisiklet vardır.
belki de o yüzdendir bu soyut trafik…