Her şeyde bir hayır vardır esasından hareketle şunu anladık.
1-Biz kupayı alsaydık bize Avrupada hedef kalmayacaktı(Bunu Uefa kupasını alan Galatasaray’ın daha sonra hiçbir istikrar yakalayamamasından dolayı yazıyorum)Eğer hedefe aşama aşama gidilirse daha istikrarlı oluruz
2-Görüldü ki milletce ve ümmetce bizleri bir araya getirebilecek şeyler hala var
3-Yeni nesiller yakalanması için daha çok çalışmalıyız kaliteli futbolcularımız jübilelerinden sonra basit olanı tercih edip spor yazarı spor yorumcusu spor ıvırı spor zıvırı olmak yerine teknik direktörlüğe yetenek avcılığına soyunmalılar
4-Futbol, müzik gibi alanlarda yakanılan başarıların özellikle bilim ve sanat alanında da yakalanması için gayret gösterilmeli
5-Bugün biz gol atınca sevinen Afrikalısından Japonuna kadar tüm ülkelerin bunu niçin yaptığını doğru okumalıyız.
Evet, yıllar önce dünya kupasında İran Amerika’yı yendiğinde ne kadar çok sevinmiştim bir türk olarak. Çünkü İran benim kardeşimdi, tıpkı bosna, filistin, çeçenistan,türkistan ve diğer müslüman ülkeler gibi…Ve bir şiir
Önceki gece ADAM’da (Ankara Düşünce Araştırma Merkezi) Numan Kurtulmuş Küreselleşme ve İslam Dünyası başlıklı bir sunum yaptı. İlk yarım saatinde çok sıkılmıştım. Yeni şeyler söylenmiyordu çünkü. Ama son onbeş dakikada merak ettiğim sorulardan bazılarına cevaplar verilmiş oldu.
Bunlardan en güzeli niçin Türkiye Japonya gibi olamamaktadır sorusuna verilen cevaptı. Türkiye Japonya gibi olamaz çünkü geçmişte küresel güç haline gelmiş devletlerin yeniden güçlenmesi oldukça zordur. Ama güçlendiğinde de durdurmak zordur. Ve Türkiye Japonya gibi olamaz çünkü coğrafyası, kültürü, birikimleri buna izin vermez.
Ne yapmalıyız sorusunun cevabı ise asla yenildiğimizi düşünmemeliyiz. Yeni bir insan, yeni bir paradigma ve yeni bir düna mantığıyla hareket etmeliyiz.
Bir rüyam var Türkiye’nin ilk think tank kuruluşu tasarlayan mimarı olmak istiyorum aslında mimarlık öğrencisi olarak tasarladım fakat mimar olarak tasarlayıp uygulama haline getirme idealim var inşallah.
Ne dolaplar dönüyor lafı osmanlı mimarisinde haremlik ile selamlık bölümlerini ayıran dolaptan gelir.çünkü haremlik kısmında pişirilen yemekler selamlığa verilmesi için bu dolaba konur hizmetçiler de bu dolabı döndürerek aldıklerı yemekleri beylerin önüne koyarlar.işte beyler arasında yaygınlaşan ne dolaplar dönüyor lafı aslında bugün kullandığımız bugün yemekte ne var sözüyle aynı anlamdadır.ancak günümüzde bu tabir daha çok kötü gidişi haberdar eden olaylarda kullanılır.